Posts in Amerika
NEW YORK WILLIAMSBURG’DA BİR GÜN
williamsburg-cover-story.jpg

Avrupa'nın Berlin'i varsa New York'un Williamsburg'u var :) Bütün çevreye duyarlı yenilikçi akımları, çok meşhur olmanın arifesindeki grupları ilk keşfeden siz olmak istiyorsanız, Williamsburg'a giderek oku 12den vurabilirsiniz. Ben Williamsburg'a giderken daha Manhattan’dan Brooklyn’e giden Gri L hattına bindiğimde, etrafımdaki insan topluluğunun değiştiğini gördüm. Çoğunluk dövmeli, erkekler mutlaka sakallı ve istisnasız herkes umursamaz.

fight for street art
fight for street art

Metrodan Nusseu durağında indiğimde ise zaten Manhattan’dan ışık yılı kadar uzaklaşmış hissettim. Yüksek binalar, aceleci insanlar, turist kafileleri ve topuk tıkırtıları artık çok uzağımdaydı. Manhattan’ın keşmekeşine inat burada 365 gün süren bir Pazar günü havası esiyor gibiydi.

Five Leaves’de Brunch

Madem Pazar havası esiyor, güne brunch ile başlamak lazım dedim ve ilk durağım merhum Heath Ledger’ın Greenpoint Cafe projesi olan Five Leaves oldu.

Five_Leaves_brooklyn
Five_Leaves_brooklyn

İtiraf edeyim sıkı NewYorker arkadaşlardan “Williamsburg’a gidersen mutlaka Five Leaves’e uğra” tavsiyesi üzerine adres almasaydım burayı hayatta bulamazdım. Hayır yeri çok zor olduğu için değil, hiçbir tabela vs olmadığı için. İçeriden arkadaşımın el sallamasıyla emin oldum ve içeri girdim.

İçeride alternatif film yapımlarında görebileceğiniz türden aktörler tüm iştahlarıyla Avakado-Yumurta içerikli kahvaltılarını yiyorlardı. “Geldin Madem, Yicen Badem” felsefesine uyarak ben de aynısını söyledim. Ve hiç pişman olmadım. Sonrasında içtiğim kahve ve dışarıda kar çiselemesine rağmen dayanamayıp yediğim lavantalı dondurma da kahvaltı kadar mükemmeldi. Şiddetle menüdeki her şeyi sipariş vermenizi öneririm.

Bütçenizde aylarca kapanmayacak yaralar için: Beacons Closet

Midemi sonuna kadar doldurduktan sonra, bu enerjimi Williamsburg’un meşhur ikinci el dükkanlarında harcamaya karar verdim. Burada sayısız ikinci el kıyafet mağazası var ama eğer vaktiniz kısıtlıysa direk Beacons Closet’e gidin derim.

beackons closet
beackons closet

En iyinin en iyisi; her şey temiz düzenli ve gerçekten ucuz. Ben burada yaklaşık 2 saat harcadım, evet utanç verici ama yine olsa yine yaparım. Hatta bi daha gitsem de bi daha yapsam diye hayalini kuruyorum....

Williamsburg’un en Hipster Dükkanları

Alışveriş seansının ardından meşhur Bedford Caddesinde turlamaya başladım. Bu turun durakları ise e hipster en organik en yerel üretim Williamsburg dükkanları oldu.

bedfordcheeseshop
bedfordcheeseshop

İlk olarak Bedford Cheese Shop’a gideyim, nedir burayı bu denli ünlü yapan öğreneyim dedim. Peynir dükkanı sonuçta ! Ama öyle değilmiş...Burada nerdeyse dünyanın bütün peynirlerini tadabilir, peynir yapımı – dünya peynirleri gibi workshoplara katılabilirsiniz. Hatta peynir almak için sırada bekleyebilir ve size peynir satarak hayata dair çok önemli bir sır veriyormuş gibi davranan tezgahtarlarla sohbet edebilirsiniz.

blog_mastbrothers_portrait_grid_3
blog_mastbrothers_portrait_grid_3

Peynir dükkanından sonra ikinci durağım ise Mast Brothers Chocolate oldu. Buradaki uzun sakallı Mast kardeşlerin üretip sattıkları çikolataların en önemli özelliği hiçbir katkı maddesi eklenmeden Orta ve Güney Amerika’dan gelen kakao taneleriyle üretilmeleri. Burada çikolata yapım turlarına katılabilir turun sonunda değişik çikolataları tadabilirsiniz. Hikayelerini izlemek isterseniz tık tık https://www.youtube.com/watch?v=DspDrgLcwds

Akşam Yemeği için Mutlaka: Marlow and Sons

marlowsons_v1_460x285
marlowsons_v1_460x285

Ben maalesef akşam yemeği için Marlow and Sons’a gidemedim ama siz de aynı hataya düşmeyin diye yazıyorum. Burası Michelin’in “Bib Gourmand” yani uygun fiyata en leziz yemek listesine aldığı yerlerden bir tanesi. Duyumlarıma göre o kadar da ucuz değil, ama New York’a göre ucuz. Giderseniz benim yerime de meşhur kokteyllerinden için, istiridye yiyin.

Music Hall of Williamsburg

williamsburg music hall
williamsburg music hall

Harika ve son derece hipster günümü Music Hall of Williamsburg’da sonlandırdım. Gün sonu aktivitesi günün en bomba aktivitesi oldu diyebilirim çünkü burası Brooklyn’in hatta New York’un en iyi mekanlarından bir tanesi. Burada her gün başka bir macera. Gitmeden önce mutlaka o günün programını internet sitelerinden öğrenin. http://www.musichallofwilliamsburg.com/

Ve Mutlu Son

Dünyanın en muazzam metropolünden 10 dakikalık bir metro yolculuğu sonunda bu kadar farklı bir yere geleceğime ihtimal vermezdim. Hızla gelişen bir kasaba görünümünde olan Williamsburg’da peynirlerin bile kendine has bir kimliği var ! Gerisini siz hesap edin :) Mutlaka 1 gününüzü, hiç olmadı yarım gününüzü Williamsburg’a ayırmanızı şiddetle tavsiye ederim...

NEW YORKTA MICHELIN YILDIZLI AKSAM YEMEĞİ

Yemek yemeye ve yeni tatlar denemeye küçüklüğümden beri bayılmışımdır. Dolayısıyla aradan yıllar geçip seyahat etmeye başladığımda, dünyanın dört bir yanında gittiğim ülkelerin yemeklerini denemek yeni hobim oldu. Amerika seyahatime de bu hobim yön verdi diyebilirim. Amerika seyahatim kesinleştiğinde her yemek aşığı gibi yaptığım ilk şey Michelin yıldızlı restoranları araştırmak oldu. Yolculuğumun önemli bir kısmında da New York’ta kalacağım için işim hiç zor olmadı.

İlk başta 1 ay öncesinden 3 Michelin Yıldızlı Restoranlardan yer bulmaya çalıştım ancak maalesef bu mümkün olmadı. Yani filmlerde görüp güldüğümüz, “Önümüzdeki 6 ay boyunca doluyuz, Ma’m” repliğini test ettim onayladım, doğruymuş :)

Aramamı 2 Michelin Yıldızlı restoranlara kaydırdığımda işler biraz daha kolaylaştı. Şansımın da yaver gitmesiyle beraber çok sevdiğim İskandinav Mutfağından yemekler sunan “Aquavit” isimli bir restoranda rezervasyon yapmayı başardım :)

Aquavit
Aquavit

Aradan 1 ay geçip heyecan içinde restorana gittiğimde ise biraz şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Çok aşırı sade, ahşap ağırlıklı dekor beni biraz şaşırttı. Restoranın Şefi Emma Bengtsson’un İsveçli olduğunu bildiğimden, daha fazla İsveç’i yansıtan bir dekor bekliyordum. Bu arada kendisinin New York’un 2 Michelin Yıldızlı tek kadın Şef i olduğunu da ekleyeyim.

Büyük beklentilerimi bir kenar bırakıp, Sonbahar Tadım Menüsü sipariş ettim. Menü aşağı yukarı şu şekildeydi.

Geyik eti ve Vanilya

-Yabanmersini, Füme vanilya, Gevrek ardıç

second course
second course

Köy Yumurtası ve Mantar

-Kültür mantarı , Danimarka peyniri, Et suyu

yumurta
yumurta

Çizgili Levrek ve Salsify

-Salsify, bebek lahana, menekşe rengi şalgam turşusu

Ördek ve Karnabahar

-Kendi yağında pişmiş ördek, pazı, siyah truffle

aquavit main course
aquavit main course

Armut Şarabı ve Zencefil

Fuji elma ve Karamel

-Kakuleli Panna cotta, Sıkıştırılmış elma, Keçi sütlü buzlu tatlı

aquavit dessert
aquavit dessert

Gördüğünüz üzere menüyü anlamak bile biraz zamanımı aldı :) Daha sonra her tabağın gelişinden önce garsonlar masaya gelip yemeğin nasıl yapıldığını içindeki malzemelerin nerden alındığını, İşveç trüf mantarının diğerlerinden nasıl bir tat farkı olduğunu 5 dakikalık brifingler şeklinde açıkladılar :) Bu açıklamalar bana ilk başta biraz komik gelse de, yemek yapmanın nasıl büyülü bir süreç olduğunu bir kez daha idrak etmeme sebep oldu. Kendimi yemek konusunda az da olsa bilgi sayan ben aslında yolun sadece en başında olduğumu böylelikle anlamış oldum.

kopuk
kopuk

Açıklamalardan sonra gelen her tabak farklı bir lezzet şöleni gibiydi. Hangi daha güzeldi açıkçası karar veremedim çünkü bütün yemekler birbirinden gel ve şahsına münhasırdı diyebilirim.

Yemeğin sonunda bu tarz bir restorana göre ortalama sayılabilecek bir hesabın yanında, İsveç Sıcak Şarabı (Swedish Glögg) yapım kitini de hediye ettiler J Hediyemi o kadar sevdim ki faturaya aldırmadım bile :)

KARAR :)

Bunca zaman para biriktirip hepsini bir akşam yemeğinde harcamaya değdi mi diye sorarsanız cevabım.... Evet Kesinlikle Değdi olur. Söylediğim gibi farklı tatlar denemeye düşkün bir insan olarak, bu derece farklı ve her biri artistik bir biçimde pişirilmiş ve sunulmuş ziyafet benim açımdan unutulmaz bir deneyim oldu.

aquavit fall tasting menu 1
aquavit fall tasting menu 1

Ayrıca eğlenmek, mutlu olmak ve yeni tecrübeler edinmek için harcadığım paraya ben zaten hiçbir zaman pişman olmadım.... Siz de benim gibi düşünüyorsanız şiddetle tavsiye ederim :)

CNN, COCA COLA VE RAP’İN BAŞKENTİ: ATLANTA
atlanta-738x3552.jpg

A.B.D.’nin akıl almaz bir hızla büyüyen ve gelişen şehri Atlanta’ya uçağım inerken gözlerime inanamadım. Her yer yemyeşildi… Coca Cola, CNN ve Delta Airlines gibi dünyaca ünlü şirketlerin ve daha nicelerinin merkezi olan bir şehir, nasıl kalkınmanın soğuk yüzünden bu kadar uzak durabilmiş merak ettim. Herhalde Atlanta Havalimanı dünyanın en yoğun trafiğine sahip olduğu için şehirden 2-3 saat uzağa kurulmuştur, burası şehir değildir diye düşündüm. Ancak bu tezim de 20 dakikalık bir metro yolculuğu sonucunda çürüdü.

Skyline-Marietta_web
Skyline-Marietta_web

Şehrin sırrına sonradan vakıf oldum. Şehir merkezi gökdelenleri, Coca Cola CNN gibi önemli şirketlerin merkezleri lüks restoranlarıyla New York’u aratmıyor. Merkezden biraz uzaklaşıldığında ise yemyeşil bahçeler ve tek katlı evler ile tam bir güney havası esiyor. Hatta öyle ki Atlanta birçok kaynakta ormanların arasındaki şehir olarak anılıyor.  Yani Atlanta hem büyük şehrin sunduğu modernizmi hem de güneyin rahatına düşkün ve mutlu havasını beraber sunuyor.

ATLANTA NEREDE?

Atlanta Türkiye’de maalesef pek fazla tanınmıyor. Hatta Atlanta’ya gitmeden internette yaptığım araştırmada sadece anten markası aramalarına rastladım. Diğer bir en çok yapılan arama ise Atlanta nerede olmuş? Atlanta işte burada :)

ATL
ATL

ATLANTA’NIN LAKAPLARI

Hotlanta: Amerikalıların buraya hotlanta demesinin iki sebebi var. Birincisi yılın büyük bir kısmında havanın sıcak olması, ikincisi ise canlı gece hayatı. Ama şehrin yerlileri bu lakaba nedendir bilinmez çok gıcık oluyorlar benden söylemesi.

Terminus: A.B.D.’nin ilk demiryollarından birinin son durağı olması nedeniyle Atlanta’ya terminal anlamına gelen “Terminus” denilmiş.

Marthasville: Şehrin ilk valilerinden Wilson Lumpkin’in kızı Martha’nın onuruna şehre bir sure Marthasville denilmiş.

Güneyin Başkenti: Güney A.B.D.’deki diğer şehirlerin aksine ekonomik açıdan çok güçlü olduğu ve büyük şirketlerin merkezi olduğu gerekçesiyle şehre yaygın olarak güneyin başkenti deniliyor.

ATLANTA GEZİ REHBERİ

Bu şehirde gezmeye görmeye değer şeyler daha çok modern cazibe merkezleri. Şehrin zengin bir tarihi olsa da sivil savaş sırasında şehrin tamamı yakıldığı için şehirden geriye hiçbir şey kalmamış. Ama şehir sonrasında tam anlamıyla küllerinden doğmuş. Şehre hızla toparlanırken o dönemim Valisi Ivan Allen, Atlanta’ya “Nefret Etmek için Fazla Meşgul olan Şehir” adını takmış. İşte bu şehirde gezebileceğiniz yerler;

Centennial Olympic Park:

Olimpiyatların 100. Yılında düzenlenen Yaz Olimpiyatları’nı Atlanta 1996 yılında başarılı bir şekilde organize etmiş. Şehrin merkezine bu park olimpiyatların onuruna inşa edilmiş. Şehrin tam merkezinde bulunan bu park keyifli zaman geçirmek ve şehrin fotoğraflarını çekmek için harika bir yer.

Georgia Aquarium:

2015 te açılan bu akvaryum dünyanın en büyük akvaryumu olma özelliğini taşıyor. Yüzbinlerce canlının yaşadığı bu akvaryumun canlı çeşitliliğinin yanı sıra dikkat çeken bir diğer özelliği de dünyanın nadir içinde yüzebileceğiniz akvaryumlarından biri olması. Balina Köpekbalıklarının olduğu özel bir bölümde dalabilirsiniz. Bir daha Atlanta’ya gidersem ilk yapacağım şey bu herhalde.

Atlanta Coca Cola Müzesi:

Eloğlu neler yapıyor dedirten bir müze :) Coca Cola’nın tarihinden bu güne kadar kullandığı şişelerin sergilendiği bölüme çok başarılı bir müzecilik anlayışıyla düzenlenmiş bir yer. İçinde Coca Cola’nın gizli formülünü kendiniz deneyebileceğiniz interaktif bölümler de bulunuyor. Çıkışta ise bu güne kadar dünyanın her yerinde piyasaya sürülmüş 60 farklı Coca Cola ürününü ücretsiz deneyebileceğiniz bir platform var. Hediyelik kısmındaki birbirinden ilginç ürünleri saymıyorum bile…

CNN Merkezi

Atlanta’yı ziyaret eden turistik atraksiyonlardan önemli biri de CNN merkezi. Dünyanın güçlü haber kanallarından biri olan CNN’i Atlanta’da ziyaret edebilir, Spikerlerin ana haberleri sunduğu stüdyolarda fotoğraf çektirebilir ve çalışanları günlük iş yaşamlarında haberleri hazırlarken görebilirsiniz. Amerikalılar CNN merkezini de ticari bir ürüne dönüştürmeyi başarmış ve gerçek bir CNN turu hazırlamışlar. Ben bu deneyimden çok etkilendim. Biraz tuzlu olsa da bu turu herkese tavsiye ederim.

Atlanta Fox Tiyatrosu

Gerçek bir 1920ler deneyimi sunan Atlanta Fox Tiyatrosu, mimarisi ile ziyaretçileri büyülemesinin yanı sıra birçok ünlü Broadway oyunu ve müzikaline ev sahipliği yapıyor. Bu tiyatroda aynı zamanda dünyanın en büyük kilise piyanosunu da görebilirsiniz. Bu piyano, nam-ı diğer “Mighty Mo” dünya çapında büyük bir üne sahip. İster burada bir oyun izleyin, isterseniz 60 dakikalık turlara katılın ama bu deneyimi kaçırmayın derim.

Marthin Luther King Tarihi Merkezi

A.B.D.’nin ırkçılık karşıtı söylemleriyle tanınan ve meşhur “Bir Hayalim Var” konuşmasını yapan AfroAmerikan Sivil Haklar Hareketi Lideri Martin Luther King de bir Atlantalı. Atlanta ziyaretiniz sırasında doğduğu evi ziyaret edebilir, tarihi merkezi ve mezarını ziyaret edebilirsiniz.

ATLANTA’DA YAPILACAK EN GÜZEL İKİ ŞEY: YEMEK YEMEK VE ALIŞVERİŞ YAPMAK

Georgia dışındaki Amerikan eyaletlerinde yaşayan ortalama birine Atlanta’yı sorarsanız alacağınız cevap genelde bu oluyor; iyi yemek ve ucuz alışveriş.

Ben ikisini de test ettim onayladım ..:) İlk olarak yemekten bahsetmek gerekirse, Atlanta güneye has lezzete sahip tarifleri nispeten uygun fiyatlarla sunmasının yanı sıra dünya standartlarında restoran ve barlara ev sahipliği yapıyor.

Bunlardan biri de şehrin en güzel manzarasına sahip olan Sun Dial Restaurant. Bu 3 katlı restoran Batı Yarım Küre’nin en yüksek oteli olan Westin Peachtree Plaza Hotelinin en üst katında yer alıyor. Döner bir platformun üzerinde bulunan bu restoranda bütün Atlanta’yı gökyüzünden izleyebilir, lezzetli güney yemeklerinin tadına bakabilirsiniz.

Daha klasik bir güney yemeği yemek istiyorsanız Mary and Mac’s Tee Room’a uğramanızı öneririm. Burada güney usulü tavuk-hindi yemeklerini yanında “Grits” denilen krema kıvamındaki mısır ezmesiyle yiyebilirsiniz. Kümes hayvanları üretimi burada çok fazla olduğu için tüketimi de bir o kadar fazla. O kadar ki kahvaltıda buranın ve başka birçok yerin menüsünde kızarmış tavuk ve waffle kombinasyonunu gördüm ve garsonlara nasıl yani neden diye sormadan edemedim :)

Mary and Mac’si ünlü yapan özellik lezzetli ve kalorisi yüksek yemekler sunmanın yanı sıra sloganları “Karnım doydu, sırtım sıvazlandı” Bunun ilk başta sadece bir slogan olduğunu düşünmüştüm. Sonradan Masaları tek tek dolaşıp herkesin hatırını soran ve sırtlarını sıvazlayan iyi niyet elçilerini görünce açıkçası çok şaşırdım.

Yağlı ballı güney yemeklerine bir ara vermek isterseniz True Food Kitchen doğru bir seçim. Lenox Square Alışveriş merkezinin hemen altında yer alan bu restoranın menüsünde işlenmemiş gıdalarla hazırlanan taze ve lezzetli yemekler var. Amerika’da hızla yayılan işlenmemiş gıdalarla hazırlanan taze yemek akımı Atlanta’da da oldukça revaçta.

Alışveriş Cenneti Atlanta

Atlanta sayısız outletleri, alışveriş merkezleri ve düşük vergi oranlarıyla tam bir alışveriş cenneti. Ben Atlanta sonrasında New York’a gideceğim için alışverişin büyük bir kısmını seçeneklerin New York’ta daha çok olacağını düşünerek maalesef oraya bırakmıştım…

Atlanta’da fiyatlar nispeten daha ucuz hele outletlere giderseniz kesinlikle daha ucuz. Ayrıca Atlanta çeşit bakımından New York, Washington DC gibi büyük şehirlerden geri kalmıyor.  Yolunuz Atlanta’ya düşerse uğramanızı tavsiye edeceğim alışveriş merkezleri genel bir alışveriş için Lenox Square Mall, daha lüks bir alışveriş için ise North Georgia Premium Outlets.

OKUYUN-İZLEYİN

Rüzgar Gibi Geçti: Eğer bir edebiyat ya da filmseverseniz Margaret Mitchell'a Pulitzer Ödüllü’nü kazandıran “Rüzgar gibi Geçti” kitabını yazdığı evin de Atlanta’da yer aldığını muhtemelen biliyorsunuzdur. Amerikan iç savaşının yaşandığı yıllarda Güneyli güzel Scarlett O'Hara'nın 3 evliliğini ve zenginlikten fakirliğe düşüşünü anlatan romandan uyarlanan sinema aynı zamanda Türkiye sinema tarihinde en çok bileti satan filmi. Şehre gitmeden önce mutlaka izleyin.

Aslında Atlanta filmler açısından oldukça zengin. Açlık Oyunları gibi gişe başarısı yüksek birçok film ve Vampir Günlükleri (Vampire Diaries), Yürüyen Ölü (The Walking Dead) gibi popular diziler Atlanta’daki stüdyolarda çekilmiş ve de çekiliyor. Şehirde bu yapımların hayranlarına özel Film ve dizilerin çekildiği yerlerin gezdirildiği turlar da düzenleniyor.

DİNLEYİN

Atlanta nüfusunun çoğunluğu Afrika kökenli Amerikalılardan oluşuyor ve dolayısıyla şehir zamanla rap müziğin de başkenti haline gelmiş. Bu nedenle şehrin havasına girmek için Atlantalı Outkast, Ludacris gibi rap ve Usher gibi R&B müzisyenlerini dinleyebilirsiniz.

ABD SAVANNAH, GEORGIA
skyline.jpg

Savannah ziyaretim kısa olsa da oldukça güzeldi. Amerika’nın Georgia Eyaletinin başkenti olan soğuk Atlanta’dan ayrıldıktan sonra, 4 saatlik bir araba yolculuğu sonrasında yazdan kalma bir gün yaşayan Savannah beni karşıladı. Yeşil Meşe ağaçlarından sarkan ipek çiçeklerinin yarattığı manzara ve tarihi şehir merkezi beni gerçekten büyüledi. Şehri yıla 13 milyon turistin ziyaret ettiğini duyunca bu nedenle şaşırmadım. Şehir ayrıca, Amerika’daki en iyi 4. Tarihi şehri ve sahil kıyısı gibi ödüllere de layık görülmüş.

Savannah’yı keşfetmeye, şehri tanımak isteyen her turistin yapması gerektiği gibi Bull Caddesinden geçerek başladım. 10 blok boyunca uzanan caddede, tarihi şehir merkezini, şehrin yerlilerini, bisiklete binenleri, tramvay ile şehir turu yapan turistleri ve şehrin alameti farikası kare şeklindeki parkları görebilirsiniz.

10323985_10152087552853994_1344843384953274155_n
10323985_10152087552853994_1344843384953274155_n

Bull Caddesini keşfederken, çevremdeki bütün yapıların çok eski tarihi binalar olduğunu farkettim ki bu A.B.D standartlarında çok nadirdir. Bu ambiyans beni şehrin tarihini araştırmaya sevketti diyebilirim.

SAVANNAH: KISA TARİH

Bana ufak bir İspanyol Şehri gibi görünen Savannah, 1733’te kurulmuş. Bu tarih size çok da eskiymiş gibi gelmeyebilir. Ama A.B.D’nin kısa tarihini göz önüne aldığımızda şehrin ilk kurulan şehirlerden biri olduğunu anlayabilirsiniz.

İlk Kolonist, İngiliz James Edward Oglethorpe Savannah’ya 1733 yılında ilk geldiğinde, o topraklarda Yamacraw kabilesi yaşıyormuş. Diğer Kolonistlerin aksine, kabile şefiyle bir anlaşma yapmış ve yerleşim yerleri arasında bu güne kadar gelen koruma amaçlı kaleler yapılmış.

Oglethorpe güvenlik mevzusunu kontrol altına aldıktan sonra planlı bir şehir oluşturmak için Oglethorpe Planı’nı sunmuş. Bu plan sayesinde Savannah A.B.D. tarihinde planlı olarak kurulan ilk şehir olmuş. Söylentiye göre Oglethorpe şehri planlarken Paris’teki kare şeklindeki parklardan etkilenmiş. Şehirde 26 kare şeklindeki park da tarihi kişiler, tarihi olaylardan ismini almış ve her birinde muhakkak tarihi olaylara atıf yapan heykeller veya plaketler bulunuyor.

savannah squares
savannah squares

Şehrin bu yapısı ve doğası herkesi o kadar etkilemiş ki, Amerikan İç Savaşı’nda Komutan William Tecumseh Sherman bile Georgia’nın gerisine yaptığının aksine Savannah’yı ateşe vermeyi reddetmiş.

SAVANNAH YEMEKLERİ

Bu kadar araştırma ve keşif insanı tabi ki acıktırıyor. Dolayısıyla ben de güney mutfağını doğru yerde keşfetmek için en iyi Savannah Restoranları araştırmama başlıyorum.

İlk defa Savannahlı biriyle tanıştığımda da zaten şehirde yemeğe atfedilen önemi anlıyorum. Zira konuşmamız şu şekilde şekillendi;

A: Merhaba, tanıştığımıza memnun oldum

B: Ben de.

A: Şehire ne zaman geldniz?

B: Dün

A: Ohhh, peki nerede yemek yediniz???

Yani yemekle ilgili sorular burada her zaman merhaba’dan sonra geliyor, bunu da böylelikle öğrenmiş oluyorum. Yemek her zaman öncelikler listesinde ilk 3’te. Bunun birinci nedeni güney gelenekleri, ikincisi ise bence bölgeye özel leziz yemekler! (Özellikle de taptaze deniz ürünleri ile yapılan yemekler)

Araştırmalarım sonucunda Savannah’da birçok harika restoran olduğunu görüyorum. Şehrin yerlilerinin favorileri ise kahvaltı için Clary’s Cafe, tatlı krizleri için Leopald’s Ice Cream ve Akşam yemekleri için Olde Pink House.

leopolds ıcecream
leopolds ıcecream

Ben de Olde Pink House’da yemek yeme şansını yakaladım. Bu restoran aslında 1772 yılında inşa edilmiş bir mansiyondan dönüştürülmüş. Burayı tavsiye eden kişilere ne kadar teşekkür etsem aslında az. Buraya gelerek hem harika güney yemeklerinden tatma imkanı buldum hem de tarihi bir mimariye sahip bir mansiyonun içini gezme isteğimi gerçekleştirdim.

savannah old pink house
savannah old pink house

Olde Pink House’da buraya özgü bir atıştırmalık olan eritilmiş pimiento peyniri çubuklarıyla başladım. Atıştırmalık deyip geçmemek lazım, kaç tane yedim hatırlamıyorum bile J Bundan sonra yemeğe kızarmış yeşil domatesler ile devam ettim. Ama yemeğin zirve noktası Shrimp and Grits denilen ana yemekti. Güneyde bu grits denilen ve öğütülmüş mısır, kremayla ile yapılan yan yemek kahvaltıdan akşam yemeğine her zaman sevilerek yeniyor. Karides ise zaten taptazeydi.... Buranın tek kusuru aklımın diğer yemeklerde takılı kalması oldu L

SAVANNAH’DA YAPILMASI GEREKEN ŞEYLER

  • Forest Gump’a Saygılarınızı Sunun
sv forest gump
sv forest gump

Eğer siz de bir sinema tutkunuysanız, bu ilginç detay sizi yakından ilgilendiriyor. Yukarıda bahsettiğim gibi, şehir kare şeklindeki parkların etrafına inşa edilmiş. Bull Caddesine yakın bir park ise içlerinde en meşhur olanı. Bu parkı bu kadar meşhur yapan ise kült Forest Gump Filminin bu parkta çekilmiş olması.

  • SCAD’ı Keşfedin
scad
scad

Bu şehri bu kadar özel yapan faktörlerden bir tanesi de Savannah Sanat ve Tasarım Üniversitesi, kısaca SCAD. Bu üniversite Amerika’nın en büyük sanat üniversitesi ve dolayısıyla da şehir kocaman bir SCAD Kampüsüne dönüşmüş durumda. Bir örnek vermek gerekirse, SCAD yönetimi tarihi şehir merkezindeki yıkılmak üzere olan eski binaları satıl almış ve öğrencilerine bitirme ödevi olarak binaları restore etmelerini vermiş. Sonuç tabi ki sonsuz yaratıcılık J Şimdi bu binalar SCAD’ın öğrenci yurtları olarak kullanılıyor. Bu proje sayesinde Savannah ve SCAD ciddi bir üne kavuşmuş. Bu Hip ve cool binaları görünce insan yeniden öğrenci olmaya özeniyor... tabi ki Savannah’da J

Daha derinlemesine bir SCAD deneyimi için SCAD Sanat Müzesi’ni de ziyaret edebilirsiniz.

  • Savannah Tarihi Şehir Merkezini Gezin
spanısh moses
spanısh moses

Savannah’ya yapılan gezi, tarihi şehir merkezine gidilmeden tamamlanmış sayılmaz. Çünkü şehrin kalbi ve ruhu burası diyebilirim. Muazzam tarihi binaları, yeşil meşe ağaçlarından sarkan ipek çiçekleriyle dolu parklarıyla Savannah Tarihi Şehir Merkezi uyanmak istemeyeceğiniz tatlı bir rüya gibi. A.B.D. Hükümeti tarafından 1966 yılında tarihi miras olarak korunmaya alınması boşuna değil J

  • Gerçek Hayaletlerle Tanışın
weeping angel
weeping angel

Bu şehirde yapılacak en ilgin. Şeylerden biri de hayalet turlarına katılmak. İlnç ve uzun tarihinden midir bilinmez, Savannah Amerika’nın gerçek hayalet barındıran birkaç destinasyonundan biri olarak gösteriliyor. Birçok seyahat acentesi de bu krizi fırsata çevirip hayalet turları organize etmeye başlamış. Bu turlarda Colonial Park mezarlığı, eski tarihi şehir merkezi, terkedilmiş mansiyonlar gece saatlerinde ziyaret ediliyor. Gerçek hayalet gördüğünü söyleyen kişilerin sayısı da oldukça fazla. Zaman kısıtı nedeniyle ben bu turlara katılamadım fakat, buraya bir daha gidersem yapılacaklar listemin başınd bu turlara katılmak yer alıyor.

  • Göremeyenler için Bahçe Deneyimi
fragrant
fragrant

Savannah ilginç aktivitelerle dolu bir şehir. Forestry Park’da bulunan göremeyenler için bahçeyi ziyaret etmek de bu aktivitelerden bir tanesi. Bu bahçedeki kokular o kadar yoğun ki, bahçede yer alan birçok türden kuşun da yarattığı ambiyansla, göremeyen kişiler dahi bahçede oldukları hissini yaşayabiliyorlarmış. Kokuların bu kadar yoğun olmasının sebebi ise bahçenin etrafına inşa edilen özel doku ve şekildeki duvarlar ve yoğun kokulu çiçek çeşitleriymiş.

  • Kız İzcilerin Kurucusunun Evini Ziyaret Edin
girl scouts
girl scouts

Amerikan filmlerinde gördüğümüz kurabiye satan kız izcilerin kurucusu Juliette Gordon Low’un evi de Savannah’da. Bu evi ziyaret etmekten zevk almanız için küçük bir kız olmak zorunda değilsiniz. Viktoryan mimarinin güzel örneklerinden biri olan bu evde, şehirdeki en farklı ve eğlenceli hediyelik eşya dükkanı da bulunuyor.

  • Tybee Adasında Rahatlayın 
tybee
tybee

Tybee Adası’na 20 dakikalık bir araba yolculuğu sonucunda ulaşabilirsiniz. Eğer beyaz kumlarda yürümek ve berrak okyanusta keyif yapmak istiyorsanız, Tybee Adası ziyaretini Savannah gezi programınıza ekleyin derim. Buraya gelmişken tarihi deniz fenerini ziyaret etmeyi unutmayın ve en taze deniz ürünlerini tadın J

AmerikatravelingladyComment
NEW YORK'TA NOEL VİTRINLERİ
IMG_2206.jpg

Bir süredir yazamıyordum fakat haklı sebeplerim var. Amerikanın iş ve eğlence yönlerini keşfediyordum. 10 Gün boyunca Washington D.C., Atlanta and Savannah vakit kaybettikten sonra rüyalarımdaki yer olan New York geldim. Burada 8 gün geçirdim. Bu 8 gün tam da christmas zamanına denk geldiği için, New York'un bu büyülü günlerine şahit olma fırsatı buldum. Tatil zamanında mağazaların vitrinleri bile o kadar güzel süslenmişti ki paylaşmadan edemedim :)

new york christmas 5th avenue
new york christmas 5th avenue
new york holiday windows
new york holiday windows
saks fifth avenue
saks fifth avenue
saks 5th avenue
saks 5th avenue
tiffanys 5th avenue
tiffanys 5th avenue
tiffanys new york fifth avenue
tiffanys new york fifth avenue
tiffanys 5th avenue
tiffanys 5th avenue
tiffany co 5th avenue
tiffany co 5th avenue
winter garden new york 5th avenue
winter garden new york 5th avenue
harry winston new york 5th avenue
harry winston new york 5th avenue
new york 5th avenue christmass
new york 5th avenue christmass
saks fith avenue windows christmass
saks fith avenue windows christmass
saks fifth avenue christmass
saks fifth avenue christmass
saks sleeping beauty window
saks sleeping beauty window