Posts in Türkiye
BOĞAZIN EN FOTOJENİK 10 YALISI
hıdiva-yalısı-mısır-başkonsolosluğu.jpg

İki kıtayı buluşturan İstanbul Boğazı birbirinden ilginç ve bazen de hüzünlü hikayelere ev sahipliği yapıyor. Bu hikayeleri öğrenmenin ve Boğaz'ı keşfetmenin en güzel yolu da Boğaz'ın iki yakasına inci gibi dizilmiş Yalıları dinlemek.

Osmanlı döneminde 500 e yakın yalı varken artık bu sayı 360 civarında.

Hepsi birbirinden güzel bu yalıların bazıları fotojenikliği ile ön plana çıkıyor ve haliyle boğaz turlarının gözdesi oluyorlar..İşte İstanbul'un en fotojenik 10 yalısı....

AFIF AHMED PAŞA YALISI

afif ahmet pasha yalısı

afif ahmet pasha yalısı

1910 yılında inşa edilen bu yalı, zamanın en ünlü mimarlarından Alexandre Vallaury tarafından batı ve doğu mimarisinin muhteşem bir karışımı olacak şekilde tasarlanmış. Vallaury aynı zamanda Pera Palace, Osmanlı Bankası, Zeki Paşa Yalısı gibi yapıları da tasarlamış.

Bu yapı diğer birçok yalının aksine yalının sahipleri ile değil,  yalıya gelen misafirler ile ünlü olmuş. Bu misafirlerin başında da yazar Agatha Christie geliyor. Yazarın "Doğu Eksperinde Cinayet" kitabını yazarken bir süre bu yalıda misafir edildiği biliniyor.

HIDİVA SARAYI

İtalyan mimar Raimondo D’Aronco tarafından tasarlanan Hıdiva Sarayı 1902 yılında inşa edilmiş. Aslında Hıdiv Abbas Paşa'nın annesine yazlık ev olarak tasarlanan saray, Cumhuriyetin ilanından sonra Hıdiv ailesi tarafından Mısır Devleti'ne bağışlanmasının da ilginç bir hikayesi var. Osmanlı zamanında Paşa unvanını alan tek kadın olan Hıdiv Abbas Paşa'nın annesi Emine Valide Paşa binayı ilk olarak Türkiye Cumhuriyeti'ne bağışlamak istemiş. Ama Resmi yazışmalarda "Paşa" gibi rütbeler yasaklanmış olduğundan kendine "Bebekli Emine Hanım" diye hitap edilmiş. Bu duruma çok kızan Emine Valide Paşa (Ya da Bebekli Emine Hanım) yalıyı intikam olarak Mısır Devletine bağışlamış. Bina günümüzde de Mısır'ın İstanbul Başkonsolosluğu olarak hizmet veriyor.

Art Nouveau trendinin boğazdaki en önemli örneklerinden biri olan sarayın 48 odası ve 76 metre uzunluğunda bir rıhtımı var.

HUBER YALISI

huber yalısı

huber yalısı

1985'den bu yana Cumhurbaşkanlığı Yazlık Köşkü olarak hizmet veren Huber Yalısı'nın ilk sahipleri ya da mimarı bilinmiyor. Yalının ilk bilinen sahibi Alman silah şirketi Mauser'in (kurşun gibi mavzer gibi dağ gibi patlar giderim'deki mavzer evet) Osmanlı temsilcisi August Huber. Binayı satın alan Huber, dönemin ünlü mimarı İtalyan Raimonda D'Aronco'dan ana binaya ek binaların tasarlanmasını istiyor ve yalı bugünkü şekline ulaşıyor. 34 hektarlık korusuyla Boğaz'ın aynı zamanda en yeşil alanlarından biri olan Huber Yalısı'nın bahçesi birçok heykelle dekore edilmiş.

Son eklemelerle birlikte Çin, İngiliz, Fransız, İtalyan, Acem, Arap ve Osmanlı Mimari izlerini taşıyan yapı, Boğazın en ilginç yapılarından biri haline dönüşmüş. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla beraber İstanbul'u terkeden Huber ailesinden sonra yalı birkaç kez sahip değiştirse de 1985'de kamulaştırılarak Cumhurbaşkanlığı Yazlık Köşkü haline getirilmiş.

Bu yalının aynı zamanda popüler kültürde çok rağbet gören bir hikayesi var. Rivayete göre Huber Yalısı, Osmanlı döneminde, Sultan Abdulaziz ile gizli bir birlikteliği olan Fransız İmparatoriçesi Eugénie'nin hizmetçisine sus payı olarak hediye edilmiş.

HEKIMBASI SALIH EFENDI YALISI

Kırmızı renkteki bu ikonik yapının bilinen ilk sahibi, Osmanlı'nın ilk Tıp okulu olan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'nin ilk mezunlarından Hekimbaşı Salih Efendi. Yalıya da ismini veren Hekimbaşı Salih Efendi 3 Osmanlı Sultanının doktorluğunu yapmanın yanı sıra botanik hocalığı, maarif müsteşarlığı ve Maarif Meclisi başkanlığı gibi görevlerde de bulunmuş, ünü Osmanlı sınırlarını aşmış biri.

İstanbul Boğazı’nda fotoğrafı en çok çekilen yapılar arasında yer alan Hekimbaşı Salih Efendi Yalısı, "Binbir Gece" gibi popüler dizilere de ev sahipliği yapmış.

Yalı şimdilerde düğün, konser ve benzeri etkinliklere ev sahipliği yapıyor.

YILANLI YALI 

Yılanlı Yalı Boğaz'daki en ilginç hikayelerden birine sahip.  III. Selim zamanında devlet adamı Mustafa Efendi tarafından yaptırılan yalı aslında bir dedikodunun kurbanı.

Hikayeye göre II. Mahmut kayıkla Boğaz'dan geçerken yalıyı görmüş ve çok beğenmiş. Padişah Yalıyı satın almaya karar verip iradesini açıklayınca yine yalıda gözü olan Musahip Said Efendi padişaha yalının yılanlı olduğunu söyleyerek yalıyı almaktan vazgeçirmiş. Ama dedikodu zamanla kontrolden çıkarak tüm İstanbul'a yayılmış ve Yalıyı herkes "Yılanlı Yalı" olarak anmaya başlamış.

KONT OSTROROG YALISI

KONS OSTROROG YALISI KİMİN
KONS OSTROROG YALISI KİMİN

Kandilli'deki Kont Ostrorog Yalısı ismini,  Osmanlı İmparatorluğuna uzun yıllar danışmanlık yapmış olan Polonya doğumlu Leon Ostrorog'dan alıyor. 1904'te Kont Ostrorog'un yalıyı satın alması ile beraber Kont Ostrorog Yalısı olarak anılmaya başlanmış. Ostrorog, Galata Bankerlerinden Lorando ailesinin kızı Jeanne ile evlenince, yalıları da İstanbul'un en sosyetik mekanlarından biri haline gelmiş. Yalının ünlü misafirleri arasında Pierre Loti de bulunuyor.

200o yılında Rahmi Koç tarafından satın alınan Yalının çalışma odasında Kont'un kişisel eşyalarının yanı sıra Rahmi Koç'un özel koleksiyonlarından oluşan bir bölüm bulunuyor.

Yalı'nın değeri 105 milyon dolar.....

YUSUF ZİYA PAŞA YALISI ( PERİLİ KÖŞK)

Belki de Boğaz'ın en ilginç hikayesine sahip yalı Yusuf Ziya Paşa Yalısı, nam-ı diğer "Perili Köşk". Yalının yapımı Osmanlı'nın en karışık dönemi olan 1910'lu yıllarda başlamış. O dönemin Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa’nın Başyaveri olarak görev yapan Yusuf Ziya Paşa, her şeye rağmen kendisi ve çok sevdiği eşi için boğazda bir yalı yaptırmaya karar vermiş. 1914 yılında 1. dünya savaşının başlamasıyla beraber Yalının yapımında görev alan askerler savaşa çağırılınca yapım çalışmaları durmuş. Bunun üzerine aynı zamanda bir tüccar olan Yusuf Ziya Paşa'nın gemileri de üst üste batınca, aile iflasın eşiğine gelmiş.

Burada hikaye ikiye ayrılıyor

1. Versiyon: Maddi sıkıntılar nedeniyle Paşa Mısır'a geri dönmek zorunda kalmış fakat ailesini yalıya taşınmış. Aile Yalının tamamlanan son katında yaşamış. Issız ve yarım kalan köşk perili köşk olarak anılmaya başlanmış. Paşa'nın ailesi de zamanla katları kiralayarak geçimini sağlamış.

Yusuf Ziya Paşa da Mısır'a gittikten sonra vefat etmiş. Vasiyeti gereği yalının kulesinin en üst katının taşları sökülerek Mısır’a götürülmüş ve bu taşlardan Yusuf Ziya Paşa’nın mezarı yapılmış.

2. Versiyon: Maddi sıkıntılar içindeki Paşa, yarım kalmış da olsa ailesiyle beraber Yalı'ya taşınmış. İkinci eşi Nebiye Hanım ve Nebiye Hanımın ilk eşinden olan 3 kızı ile birlikte, vefat ettiği tarih olan 1926 yılına kadar köşkte yaşamış. Paşanın ölümünden sonra aile 1993 yılına kadar köşkte oturmuş, birinci katında ise kiracıları yaşamış. Yarım kalan inşaat nedeniyle tamamlanamayan ve boş kalan ikinci ve üçüncü katlar yüzünden bina çevrede "Perili Köşk" diye anılmaya başlanmış

Hikayeler 1993 yılında birleşiyor. 1993 yılında Yalı, müteahhit Basri Erdoğan'a satılıyor. Binanın restorasyon çalışmaları sırasında da çılgın olaylar patlak veriyor. İşçilerin rivayetine göre evde sürekli piyano sesleri yankılanıyor ve bazıları aynalarda Nebiye Hanım'ı gördüklerini iddia ediyor.

Yalıyı son olarak Borusan Holding 2007 yılında kiralanmış ve şu an müze olarak kullanılıyor.

ŞEHZADE BURHANETTİN EFENDİ YALISI (ERBİLGİN YALISI)

ŞEHZADE BURHANETTİN EFENDİ YALISI
ŞEHZADE BURHANETTİN EFENDİ YALISI

Dünyanın en pahalı 4.  evi olarak bilinen ve değeri 100 milyon Euronun üzerinde olan yalı adını II. Abdülhamid’in oğlu Burhaneddin Efendi'den alıyor. Neo Barok tarzındaki yapıyı Şehzade Burhanettin satın alınca içerisini adeta bir saraya benzeyecek şekilde dekore ettirmiş.

1924’de halifelik kaldırılıp hanedan şehzade yurt dışına sürgün edilmeden 1 yıl önce yalıyı Mısırlı Ahmet İhsan Bey'e satmış ve yalı "Mısırlı Yalısı" olarak anılmaya başlanmış. Ahmet İhsan Bey’in 1946’da ölümü üzerine de mirasçıları yalıyı Erbilgin ailesine satmış ve yalının ismi bu sefer "Erbilgin Yalısı" olarak değiştirilmiştir. Yeniköydeki ikonik yalı son olarak Katar Kraliçesi Anoud'un isteği ile 100 milyon Euro karşılığında satılmış.

Boğaz'ın en pahalı yalısında Balo salonu, yüzme havuzu, Türk hamamı, kayıkhaneler, çamaşırhaneler, dev bir mutfak, altın kaplama musluklar, banyolar ve nadir ağaçlarla dolu bahçe bulunuyor. Yalı aynı zamanda Kıbrıslı ve Hıdiv Yalılarından sonra en uzun boğaz rıhtımlarından birine sahip.

KIBRISLI YALISI

64 metrelik rıhtımla boğazın en geniş cepheli ikinci yalısı unvanını alan Kıbrıslı Yalısı 18. yüzyılda inşa edilmiş. Bilinen ilk sahibi 1. Abdülhamit'in sadrazamlarından biri olan İzzet Mehmet Paşa. Yalı daha sonra Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa tarafından 1840’da satın alınmış.

Adeta bir sarayı andıran genişliğe sahip yalıda toplam 21 oda var. Büyüklüğü ile göz dolduran yalı Pierre Loti, Yahya Kemal, Irak Kralı Faysal ve Fransız Kraliçesi Eugine gibi ünlü isimleri ağırlamış.

Geçtiğimiz yıllarda miras kavgaları ile gündeme gelen yalıda şimdi birden fazla aile yaşıyor.

ZEKİ PAŞA YALISI

zeki paşa yalısı
zeki paşa yalısı

Baltalimanı'nda yer alan ve başka hiçbir yalıya benzemeyen bu yalı adeta bir Şatoyu andırıyor. Adını  2. Abdülhamit döneminde tophane müşirliği ve askeri mektepler nazırlığı yapmış olan Zeki Paşa'dan alan Yalının mimarı Alexandre Vallaury. Zeki Paşa'dan sonra Yalıda bir aşk evliliği yapan son Osmanlı Sultanı Vahdettin'in güzelliği ile ünlü kızı Sabiha Sultan ile son Halife Mecit Efendi'nin oğlu Ömer Faruk Efendi yaşamışlar. Büyük kızları Neslişah Sultan da bu yalıda dünyaya gelmiş. Ömer Faruk Efendi sürgün edilene kadar bu yalıda yaşamış.

Yalının bugünkü sahipleri Baştimar ailesi 2011'den bu yana Yalıyı satmak için uygun alıcısını bekliyor.

Uluslararası Sotheby's firması aracılığı ile satışı gerçekleştirilecek olan  ve 115 milyon dolar fiyat biçilen Yalı, dünyanın en pahalı gayrimenkullerinden biri olarak gösteriliyor.

ADANA'DA KEBAP DIŞINDA NE YENİR, NE İÇİLİR
ADANA-YEME-İÇME-REHBERİ.jpg

Adana Kebabı ... Adana'nın hatta belki de Türkiye'nin en önemli yemeklerinden biri... Ama Adana'da birkaç gün geçirdikten ve Adana kebabını değişik lokasyonlarda denedikten sonra kebapta zirveyi yaşadım artık yeni şeyler denemek istiyorum diyorsanız Adananın meşhur yemekleri de en az adana kebabi kadar sizi büyülemeye aday... Kebapsız bir gün geçirmek ve Adana mutfağının daha değişik yönlerini tanımak istiyorsanız aşağıdaki rehberi takip edin :)

ADANA KAHVALTI MEKANLARI

Kazım Büfe Adana: Burası Hürriyet’in “Türkiye’nin en iyi 10 Büfesi” listesine 8. sıradan giriş yapmış kendine özgü lezzetleri olan orijinal bir mekan. Mekan derken oturacak bir yer falan yok. Sadece siparişinizi verip, atıştırıp yolunuza devam ediyorsunuz.

Bu mekanın en ünlü ürünü Muzlu süt. Sırf merakımdan gidip denedim. Sonuçta bir süt neden bu kadar meşhur olabilir derken cevabımı aldım. Bu süt Adana’nın köylerinden geliyor ve oldukça yağlı bir yapısı var. İçine dondurulmuş buz atıyorlar ve tırrrrt. Tadı mükemmel ! Milkshake e benziyor ama milyon kat daha lezzetlisi !

 

Birbiçerler: Ciğer Aşkına! Ben buraya öğle yemeğinde gittim ama Ciğer Adana’da kahvaltılık bir olay olduğundan insanlar asıl sabah akın edermiş buraya. Ciğer o kadar lezzetliydi ki ben hayatımda bu kadar lezzetlisini 10 katı para verip Michelin yıldızlı restoranlarda çalışmış bir şefin restoranında yemiştim.

birbiçerler ciğer.jpg

Sabah 6’dan akşam 12’ye kadar burada 300 kg ciğer pişiyormuş ! Bence herkesin bu 300 kg’dan payına düşeni alması için var gücüyle savaşması lazım. Savaşı kazanırsanız ciğerler hoop lavaş üzerine , onun üzerine de bol sumaklı kebap salatası, kimyon ve kırmızı biber...

“Kendimi şanslı hissediyorum” diyorsanız mekan sahibine “Ayı Payı” var mı diye sorun. Ayı payı, küşleme ye benzeyen bir et. 1 Hayvandan 1 Porsiyon çıkıyormuş. Ben yiyemedim , siz yediyseniz bana anlatın nasılmış :)

ÖĞLE VE AKŞAM YEMEKLERİ 

İster Kazım Büfede sütünüzü içmiş ve güne hafif başlamış olun, isterseniz birbiçerde ciğerin dibini görmüş olun gününüze aşağıdaki lezzetleri denemeden devam etmeyin...

adana sıkma
adana sıkma

Adana Sıkması: Gözlemeye çok benzeyen Adana Sıkması peynirli yeşil soğanlı bol maydanozlu zengin bir içle hazırlanıyor. En yakın arkadaşı yayık ayranı :)

analı kızlı
analı kızlı

Analı Kızlı Çorba: Ekşili, düşününce bile ağızları sulandıran bir yemek. Her porsiyonda 2-3 tane minik içli köfteler (Anneler) ve göz alabildiğine küçük bulgur topları ( Kızları) var. Bence kebap kadar ünü hak eden bir yemek. Ama her yerde bulmak o kadar da kolay değil, daha ziyade evlerde yapılan Adanalı tanıdık kontenjanından yiyebileceğiniz bir yemek. Ben Saraylı Ev Yemekleri” diye bir mekanda buldum ve gayet başarılıydı.

Adana Sarımsaklı Köfte ( Fellah) : İnce ve tercihen esmer bulgur ile yapılan bu köfteler bol sarımsaklı sosta pişiriliyor. Restoranlarda kebapçılarda bulmak çok zor ama şansınızı ev yemekleri yapan restoranlarda denmenizi tavsiye ederim.

Adana Usulü İçli Köfte: Bu içli köftenin daha doğuda yapılan içli köftelerden farkı haşlanarak yapılması, ince uzun değil yuvarlak olması ve hamurunun da pembemsi olması. Bu içli köfte biraz daha hafif ve lezzet olarak bana daha fazla hitap ediyor. Gerçek Adanalılar bu içli köfteyi limonlu, bol sarımsaklı ve maydanozlu bir sosla yiyorlar.

Pastırmalı Humus : Adana’da humus güveçte ve pastırmayla tekrardan pişirilerek servis ediliyor. Bence bu ara sıcak tek başına bir ziyafet niteliğinde... Adanalılara göre bu ara sıcak en güzel Elem Restoranda yapılıyor.

Mumlu Balık Yumurtası (Batarka ya da Karataş Havyarı): Batarka Adananın Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin seçme kefallerinden elde edilen bir meze. Kefallerin yumurtaları hasat edildikten sonra arındırılıyor kurutuluyor ve yoğuruluyor. Son şeklini aldıktan sonra da koruma amaçlı balmumu ile kaplanıyor.

Tadı muazzam, tam bir gurme tadım ürünü diyebilirim. Ben bu yemeği Adanalı bir arkadaşım sayesinde tatma fırsatı buldum. Zannediyorum siz de Karataş ilçesindeki balık lokantalarında bulabilirsiniz.

GECE YARISI EXPRESİ

Bu yemekleri gün ışığının bol olduğu saatlerde bulmanız çok zor ! Adanalılar sohbet ve muhabbetten sonra geceye son noktayı koymak için en çok aşağıdaki 2 yemeği tercih ediyor.

Şırdan yemeği : Adana’nın en enteresan yemeklerini başında bence şırdan geliyor. Şırdan aslında koyunun 4 midesinden birine verilen isim.

şırdan adana.jpg

Bu kısım işkembenin de içinde kalan aslında çok daha hijyenik bir bölüm ama görüntü biraz çılgın :) Şırdan Nasıl Yapılır derseniz, kısaca midenin içine baharatlı pirincin doldurulup ağzı dikildikten sonra 1 saat pişirilmesi ile bu lezzete ulaşılıyor. Bol limon, kimyon ve pulbibersiz denemeyin.

Çürük: Çürük Çorbası kellenin yanak kısmındaki siyah etlerle yapılıyor. Bu Adana’ya özgü bir sakatat çorbası, kahvaltıda da çok tercih ediliyor.

Çürük: Çürük Çorbası kellenin yanak kısmındaki siyah etlerle yapılıyor. Bu Adana’ya özgü bir sakatat çorbası, kahvaltıda da çok tercih ediliyor.

BONUS BONUS BONUS (Sadece sıcak yaz günlerinde...)

Bici Bici : Sadece Adana ve Çevresinde bulabileceğiniz bu güzellik, bici bici denilen muhallebinin üstüne kar, gülsuyu, kızılcık şerbeti ve pudra şekeri eklenmesiyle yapılıyor. Mayıs-Ekim arasında adım başı sokak satıcılarında bulabilirsiniz .

KAŞ YEME İÇME REHBERİ
kaşş.jpg

Kaş'ın küçük bir ilçe olmasına aldanmayın, yeme içme konusunda hem sayı hem de kalite olarak neredeyse Antalya merkez kadar çok seçeneğiniz var. Hatta, Antalya’da yaşayan biri olarak Kaş’ta yediğim yemeklerden bir tık daha fazla zevk aldığımı söyleyebilirim. Kaş’ta birçok farklı damak tadına hitap eden restoranlar var. Ev yemeklerinden, İtalyan mutfağına kadar birçok farklı seçeneğiniz var. Ama denizin bu kadar da yakınına gidip balık ve deniz ürünleri yemeden eve dönerseniz acımasızlık olur :)

İŞTE BALIK KONUSUNDA KAŞ’IN EN İYİLERİ:

NEREİD MEYHANESİ

Bu mutfakta o kadar benzersiz deniz ürünleri pişiyor ki, deniz ürünleriyle hiç aranız yoksa bile burada yenecek bir akşam yemeği bu fikrinizi sonsuza kadar değiştirebilir.

nereide
nereide

Mesela kılıç balığı pastırmalı paçanga böreği... Bence orijinal paçanga böreğinden kat be kat daha lezzetli. Bunun yanı sıra menüde rakı soslu levrek (LevRakı), tekila soslu çupra (TekiÇupra), lorlu balık, rokforlu karides, portakallı ahtapot, deniz mahsullü pazı sarma gibi merak uyandıran bir dolu seçeneği bulabilirsiniz.

nereid kaş.jpg

Hangisini yerseniz yiyin, pişman olacağınızı hiç zannetmiyorum. Başlangıç olarak saganaki peyniri söylemeyi de ihmal etmeyin.

RUHİ BEY MEYHANESİ 1949

Burası Kaş’ın en klasiklerinden. Kaş’ta kime hangi restorana gideyim diye sorsanız Ruhi Bey’e, peki ne yiyeyim derseniz sütte balık der. Tabi Kaş yerlilerinin bir bildiği var, sırf bu lezzeti denemek için bile Kaş’a gidilebilir.

ruhi bey meyhanesi
ruhi bey meyhanesi

Sütte balığın üstüne 1 sayfa yazı yazılır ama diğer lezzetlere haksızlık etmek istemiyorum... Burada yiyeceğiniz neredeyse bütün mezeler, balıklar çok lezzetli. Ama biraz farklı bir şeyler denemek istiyorum derseniz portakallı uskumru, avokadolu enginar ve biber turşulu elma, spesiyal erikli kabak, balık kokoreç ve ermeni usulü midye dolmayı tatmanızı tavsiye ederim.

Yalnız burada yer bulmak ayrı bir mesele. En azından bir gün önceden rezervasyon yaptırmanızı öneririm. Ayrıntılar için; http://www.ruhibeymeyhanesi.com/

 

KIRMIZI ET OLMADAN YAŞAYAMAM DİYENLER İÇİN:

ZAİKA

Zaika’ya girince kendinizi sanki İspanya’da bir Tapas Restoranına gelmiş gibi hissediyorsunuz. Tamam Kaş zaten şahane ama Zaika’nın ambiyansı bambaşka... Ambiyansta ne kadar İspanya havası varsa Yemeklerde de o kadar Lübnan havası var.  Zaika da Farsçada tat alma kuvveti anlamına geliyormuş.

zaika kaş.jpg

Benim Zaika’daki favorilerim tahinli patlıcan, lor acısı ve Zaika Kebap oldu.

Kısaca, burada lezzet dorukta ve fiyatlar da o kadar uçuk değil. 

 

RATATOILLE

Burası yemek yapmaya aşık bir şefin ellerinde büyümüş ün salmış bir bistro. Burada balık köfte gibi leziz deniz ürünleri de yiyebileceğiniz bir mekan ama ben özellikle etleriyle meşhur olduğu için burayı et kategorisine aldım.

ratatoille
ratatoille

Türkiye’de birçok et yiyebileceğiniz restorandan daha kaliteli bonfile steak yapıyorlar üstelik kalp krizi geçirtmeyen makul fiyatlara. Ek olarak tatlılardan brownie ve ismini aldığı ratatoille da muhteşem. Yemekleriyle olduğu kadar Kaş meydanına ve limanına hakim manzarasıyla da sayılı mekanlardan.

Tek bir kusuru var, servis biraz yavaş. Gördüğüm kadarıyla yemeğin kalitesine her şeyden çok önem veriyorlar bu nedenle diğer etkenleri biraz es geçmişler. 

 

ANNE KAHVALTISI İÇİN: Bİ LOKMA MAMAS KITCHEN

Kaş’ta annenizinki gibi bir kahvaltı etmek istiyorsanız Bi Lokma Mamas Kitchen doğru adres. Mantarlı anne böreği gerçekten dillere destan. Bir de Bi Lokma’nın Meis Ada’sı manzaralı bir terası var ki sırf onun için bile buraya gelinebilir.

kaş bi lokma mamas kitchen.jpg

Aslında buraya sırf kahvaltı mekanı demek büyük bir haksızlık olur. Günün her öğününde gidebileceğiniz samimi bir mekan burası, öğle ve akşam yemekleri de çok başarılı. Etli yaprak sarma, karışık meze tabağı, mantı ve diğer bütün yemekleri tam da anne yemeği gibi çok lezzetli. Yemeklerinin tabiatı gereği, oturup saatlerce keyif yapabileceğiniz bir yer değiş tabi orası ayrı.

Saatlerce yemek yemekten bıktığınızda alternatif güzel bir akşam yemeği mekanı olarak değerlendirilebilir.

DAHA DAHA ???

Yukarıda saydığım yerler bana göre Kaş'ın en zirve mekanları. Ama bunların yanı sıra müzikleri, servisi ve ambiyansıyla tek kelimeyle Kaş’ın en iyi restoranlarından olan Maya Garden Restaurant, Lagos Buğulaması ile aklınızı başınızdan alabilecek Mercan Restoran da yukarıdaki yerlere güzel bir alternatif olabilir. 

BULUTLARIN ARASINDAKİ ŞEHİR: ERZURUM
çifte-minareli1.jpg

New York Times’ın 2011’de gidilecek 41 yer listesinde yer alan Erzurum’a gidiş yolunda çok heyecanlıydım. Yurtdışı ziyaretçileri bakımından çok popüler olmayan Erzurum'un, New York Times gibi dünyaca ünlü bir gazetenin listesine girmesi heyecanımın ana nedenlerinden biriydi. Bu nedenle Erzurum gezime dersime iyi çalışarak gittim. EREZULÜM ?

Günümüzde kullanılan Erzurum ismi  sanılanın aksine Erzurum’a giden askerlerin çok eziyet çekmesi ile ortaya çıkan ere-zulüm hikâyesinden gelmemiş. Erzurum ismi tarihte Rumların verdiği Erzen isminden sonra Selçuklular tarafından “Arzan al-Rum” şeklinde dönüşüme uğramış ve zamanla Erzurum'a dönüşmüş.

ALEKSANDR PUŞKİN - ERZURUM YOLCULUĞU

puşkin erzurum yolculuğu.jpg

Erzurum şehir merkezinde ilk gözüme çarpan şey çeşmelerin çokluğu oldu. Ünlü Rus şair Aleksandr Puşkin’in “Erzurum Yolculuğu” eserinde de bahsettiği gibi Erzurum’da sanki her yandan kaynaklar fışkırıyor ve neredeyse her yerde su kemerleri karşınıza çıkıyor. Her köşede karşıma çıkan tarihi çeşmelerin çoğu çalışır durumda. Meraklısı için, Puşkin kitabında Erzurum kalesini, evlerini, eğri büğrü sokaklarını, bol sayıda bulunan çeşmelerini, mezarlıklarını çok güzel betimliyor. Bugünün Erzurum'unu, Puşkin’in 180 yıl önce anlattığı Erzurum Yolculuğu'nda bulabilirsiniz.

ERZURUM'DA GEZİLECEK YERLER

Erzurum merkezinde ve şehri çevreleyen ilçelerde gezilmeye görülmeye değer birçok yer var. Tarihi yerler şehir merkezinde birbirine çok yakın bir biçimde konumlanmış ve genellikle Selçuklu ve Bizans döneminden kalma. Ben Erzurum çevresindeki Tortum şelalesi, meşhur Hasankale ilçesi ve kaplıcaları, Yedigöller gezilerini zaman kısıtlılığından dolayı bir sonraki geziye bıraktım. Şehir merkezindeki cazibe merkezlerini ise şöyle sıralayabilirim;

Çifte Minareli Medrese: Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad’ın kızı Hüdavend Hatun tarafından, 1253 yılında yaptırılan medrese Erzurum’un bir nevi sembolü haline gelmiş. Çifte Minareli Medrese taç kapısı, kabartma süslemeleriyle Selçuklu tarzının en güzel örneklerinden biri ve Anadolu’nun en büyük sanat şaheserlerinden biri olarak gösteriliyor.

çifte minareli medrese
çifte minareli medrese

26 metre yüksekliğindeki renk renk çinilerle süslü minareleriyle Çifte Minareli Medreseden etkilenmemek mümkün değil. Erzurumlu rehberimin anlattığına göre medresenin paha biçilemeyen ustalık eseri kapısı Rus işgali sırasında sökülerek Leningrad Müzesine götürülmüş.

Rüstem Paşa Çarşısı: Sadece Erzurum’da ve Rusya’da çıkan Oltu taşından yapılan takı, teşbih ve süs eşyalarının satıldığı Rüstem Paşa Çarşısı 1544-1561 yılları arasında; Kanuni Sultan Süleyman’ın veziri Rüstem Paşa tarafından yapılmış.

taşhan rüstem paşa kervansarayı.JPG

Osmanlı döneminden kalma nadir eserlerden bir tanesi. Modern dizaynlardan klasik takılara Oltu Taşı’nın en güzel örneklerinin satıldığı bu çarşıda fiyatlar da oldukça uygun.

oltu tesbih
oltu tesbih
erzurum saat kulesi
erzurum saat kulesi

Erzurum Müze Müdürlüğü tahribatı azaltmak ve Kaleyi bir merkez haline getirmek için 2011’de teşhir ve tanzim çalışmalarına başlamış. Umarım Erzurum Kalesi restorasyon çalışmalarından sonra hak ettiği değeri görür.

Erzurum Evleri:  Erzurum evleri, şehrin merkezinde yer alan eski birkaç evin özel bir girişimci tarafından satın alınarak birleştirilmesi ile ortaya çıkmış. Eski Erzurum mimarisini görebileceğiniz bu evler Erzurum’un dört bir yanından eski eşyalar toplanarak nostaljik bir biçimde dekore edilmiş. Erzurum kültürünü temsil eden bu evlerde, evin merkezini tandır evi denilen kısım teşkil ediyor. Yani evler Tandır evinin merkez alınacağı şekilde planlanmış.

erzurum evleri
erzurum evleri

Bu tesiste evleri gezebilir, içeride Erzurum’a özgü güzel yemekleri yer sofrasında yiyebilir ve tarihi eşyaları inceleyebilirsiniz.

Ya da yukarı kısma çıkıp Erzurum kahvesi ya da kıtlama çay eşliğinde halk ozanlarından türkü ve şiirler dinleyebilirsiniz. Yani burası Erzurum kültürünü size yaşatmadan geri göndermeyecek bir mekân. Kendinizi turist gibi değil onların bir misafiri gibi hissedeceksiniz.

 

Atlama Kulesi: 2011’de Universiade 25. Dünya Üniversiteler Kış Oyunlarının gerçekleştiği Erzurum’da “Kiremitlik Tepe” bölgesinde; birisi 95, diğeri 125 metre olmak üzere 2 adet atlama kulesi inşa edilmiş. 125 metrelik kulenin en tepe noktasında bir de kafe var.

erzurum atlama kulesi
erzurum atlama kulesi

Buradan tüm Erzurum’u seyredebilir ve böyle heybetli, modern bir yapının Erzurum’a ne kadar yakıştığına şahit olabilirsiniz.

ERZURUM'DA YEME İÇME REHBERİ

Erzurum’un muhteşem lezzeti odun ateşinde pişen cağ kebabını herkes duymuştur. Bilmeyenler için Cağ kebabı önceden terbiye edilmiş etin yatık bir şiş üzerinde odun ateşi eşliğinde pişirilmesiyle hazırlanan enfes bir kebap türü. Kendisini yemeden Erzurum’dan dönmek olmaz. Gel Göre Cağ Kebap ve Koç Cağ Kebap  bu lezzeti tadabileceğiniz en doğru adresler

cağ kebabı
cağ kebabı

Tabiki Erzurum mutfağı Cağ Kebabından ibaret değil :) Erzurum'da bir başka gelenek de cağ kebabının üstüne Muammer Usta'nın kadayıf dolmasını yemek. İçi fındık veya cevizle doldurulan kadayıfların yumurtaya bulandıktan ve kızartıldıktan sonra şerbette beklemesiyle yapılan bu tatlı çok leziz ama diğer bütün güzel şeyler gibi biraz ağır.

erzurum kadayıf dolması.JPG

Okurken bile mideniz yanmaya başladıysa ve bu kadar ağır yemekler size göre değilse en güzel seçenek Erzurum'un meşhur çorbacılarına gitmek. Çorbacı deyip geçmeyin zira bu Erzurum yemek kültürünün önemli bir parçası. Sadece Erzurum'da bulabileceğiniz kesme aşı çorbası, aşotu çorbalarının yanı sıra bildiğimiz  çorbaları da Erzurum yorumuyla tadabilirsiniz.

ERZURUM'UN SİMGESİ: ÇİFT BAŞLI KARTAL

erzurum_ataturk_universitesi_girisi_ve_cift_basli_kartal
erzurum_ataturk_universitesi_girisi_ve_cift_basli_kartal

Erzurum’da meraklı gözlerin dikkatinden kaçmayacak bir diğer önemli detay ise çift başlı kartal sembolü. Yakutiye medresesinde işleme olarak kullanılmış olan çift başlı kartal Atatürk Üniversitesinin giriş kısmında da karşımıza çıkıyor. Vakit kaybetmeden anlamını araştırıyorum. Çift başlı kartal motifi Orta Asya Türklerinde koruyucu ruh olarak kabul edilirmiş. Anlıyorum ki Erzurum’u çift başlı kartal koruyor…

Maalesef ben çift başlı kartalın koruduğu bu güzel şehirde yalnızca 2 gün kalabildim. 2 gün merkezş gezmek için ideal fakat ilçeleri de gezmek ve Tortum Şelaleleri gibi gzüellikleri de görmek istiyorsanız siz mutlaka 3-4 gün ayrın derim

OLIMPOS TA GEZİLECEK YERLER
IMG_40181.jpg

Ne zaman Türkiye’nin Akdeniz kıyılarında dolaşan bir turistle karşılaşsam, yolculuk nereye diye sorduğumda “Olimpos” içerikli cevaplar alıyorum. İkinci popüler cevap ise Olimpos’a gidiyorum oluyor :) Yaklaşık 15 günlük bir Türkiye turuna çıkan neredeyse her turist Olimpos’a uğramadan turunu tamamlamış sayılmıyor. Türkiye ile ilgili gezi kitaplarına da baktığımda uzun bir Türkiye turuna Olimpos’u mutlaka dahil ettiklerini gördüm.

Bu ilgi sizleri şaşırtmasın. Zira kurulduğu Helenistik dönemden bu yana Olimpos çok zengin, bereketli ve birçok milletin uğruna savaşlar verdiği bir uygarlıkmış. Büyük Likya birliği günlerinde Olimpos 3 oy hakkı olan ve önde gelen bir kentmiş. Romalı tarihçi Cicero da Olimpos’u zenginlikler ve sanat eserleriyle dolu bir kent olarak tanılamış.

olimpos antik kenti
olimpos antik kenti

Geçen yıllar içerisinde özellikle korsanların hedefi olmuş Olimpos. Osmanlı döneminde de tamamen hayalet kent halini almış. Olimpos aslında son zamandaki popülaritesinin başlangıcı da 1986 yılında Kadir Kaya’nın Kadirin Ağaç Evleri’nin temelin atmasıyla başlıyor. O zamanlar Olimpos antik kentine yakın yerlerde yerleşim de olmadığı için elektrik hattı bile yokmuş. Geçen 28 yıl içinde şimdi Olimpos Antik Kentine yakın her yer ağaç evlerle dolu ve dünyanın dört bir yanından gelen turistlerin uğrak noktası olmuş durumda.

OLİMPOS’TA MUTLAKA YAPILMASI GEREKENLER

olimpos dere
olimpos dere
  • Hemen hemen tüm tesislerde geceleri yakılan ateşin etrafında oturun, dünyanın dört bir yanından gelen turistlerle kaynaşın :)
  • Bir gece muhakkak Kadir’in Ağaç Evlerinde yer alan Olimpos Öküz Bar a gidin
  • Mutlaka gün doğumunu izleyin ! Gökyüzünün berraklığı, doğanın güzelliği sizi kendine hayran bırakacak
  • Fasilis ve Kekova’ya yapılan yat turlarına katılın. Batık antik kentlerin üzerinde yüzme keyfini yaşayın
  • Enerjiniz varsa sabah erken kalkın ve balık avına katılın
  • Antik kenti layığıyla gezmeyi unutmayın. Özellikle iç bölgelerde yer alan Roma hamamını gezmeden Olimpos’u görmüş sayılmazsınız.
  • Olimpos sahilinden denize girdiğinizde ileride bir kaya mağarası var. Oraya kadar yüzüp buz gibi suyun tadını çıkarabilirsiniz.
  • Olimpos denizinin ortasında bulunan kayadan denize artistik atlayış yapanları izleyin, cesaretiniz varsa siz de deneyin :)

OLİMPOSUN SÖNMEYEN ATEŞİ CHIMERA:YANARTAŞ

olimpos yanartaş.jpg

Olimpos’a gitmişken Chimera Yanartaş’a uğramadan dönmek olmaz. Burası Olimpos’a çok yakın ve mutlaka görmeniz gereken yerlerden bir tanesi. Chimera efsanesine göre Korith prensi Argos Kralı’nın karısı Sthenetonia’ya aşık olur. Bunu öğrenen Argos Kralı da Büyük Likya Kralı’na Konrith prensinin öldürülmesi gerektiğini yazar. Bir soyluyu direk idam edemeyeceğini bilen Büyük Likya Kralı Kornith prensini Chimera isimli aslan başlı, keçi kuyruklu ağzından ateşler saçan canavarı öldürme görevini verir.

Tek başına bu göreviden sağ sağlim dönemeyeceğini bilen Kornith prensi Uçan at Pegasus’u yakalar ve bu atın manevra gücü sayesinde Chimera’yı öldürmeyi başarır.

Günümüzde gördüğümüz dağdan fışkıran ateşler de ölen Chimera canavarının bizlere mirasıdır :) Bilimsel açıdan bakıldığında ise bu ateşler dağın altında sıkışmış olan gaz kütlesinin yer kabuğundaki çatlaklardan sızıp atmosfere karışmasından başka birşey değil :)

CARETTA CARETTA FAKTÖRÜ

caretta caretta olimpos.jpeg

Olimpos Tatil ini en keyifli yapan ayrıntılardan bir tanesi de Caretta Caretta faktörü. Olimpos’a Mayıs ve Ağustos ayları arasında giderseniz de Çıralı sahilinde koruma altına alınan Caretta Caretta kaplumbağalarının yumurtlama alanlarını görebilirsiniz. Bu dönemde koruma önlemleri dahilinde yumurtaların üstü kafeslerle kapatılıyor. Bu dönem boyunca da Doğal Hayatı Koruma Derneği (WWF-Türkiye) çaşlışanları ve gönlüllüleri tarafından düzenli olarak sahilde devriye geziliyor.

Bu muhteşem doğa olayına tanıklık etmek istiyorsanız sabah 6:00 sularında Çıralı sahiline gitmenizi şiddetle tavsiye ederim.

SULU ADA : SAKLI CENNET

sulu-ada.jpeg

  

  

Size Olimpos’un hemen dibinde Maldivler’e taş çıkartacak güzellikle saklı bir cennet olduğunu söylesem sırrımı tutarmısınız? Allahtan sadece deniz yolu ile ulaşım sağlanabiliyor ve saklı cennet bu sayede bozulmadan günümüze kadar gelmiş. Burayı Olimpos’ts tur yapan şirketlerin çoğu da bilmiyor zaten. Sadece tur üzerine çalışan büyük bir işletme var, onlar bu adaya sefer düzenliyorlar. Bembeyaz kumları Turkuaz denizi Maldivler’e gitmeden yaşamak istiyorsanız buraya uğramadan tatilinizi bitirmeyin.

OLİMPS’A GİTMEDEN ÖNCE !

  • Olimposta ATM yok. Dolayısıyla para stoğu yapmanızı öneririm.
  • Olimposta eczane de yok 
  • Olimpos kokoş giyimin ve topuklu ayakkabının abes kacacağı bir yer. Dolayısıyla hiç zahmet edip valizinizi parti kıyafetleriyle doldurmayın.
  • Telefon çeker mi gibi endişeniz olmasın. Bütün operatörlerin baz istasyonları burada mevcut.
  • Deniz kıyısına giden yol çok düzgün değil ve genelde toz kalkmasın diye tesis sahipleri tarafından sulanıyor. Yani çamur faktörüne karşı dikkatli olun, yanınıza sağlam ayakkabı alın.
  • Olimpos Antik Kentine ve dolayısıyla Plaja giriş ücretli. Fakat plajkart alarak giriş fiyatlarını da ucuza getirebilirsiniz
olympos fisheye
olympos fisheye
Dünyanın En İyi Hosteli
IMG_74151.jpg
best-hostel-of-the-world.jpg

Kadirin Ağaç Evleri...

Burayı klasik anlamıyla "Hostel" olarak adlandırmak aslında haksızlık olur. Sadece 1 saatlik araba yolculuğu ile gidebildiğim için çok şanslıyım. Ne zaman kendimi mutsuz ve üzgün hissetsem burası beni hayata döndürmek ve hayata yeniden aşık etmek konusunda hiç başarısız olmamıştır.

Burayı neden mi bu kadar seviyorum? Çünkü burası antik kalıntılarının, Akdenizin derin mavi sularının, Toros Dağlarının aynı anda tadını çıkarıp aynı zamanda gece ağaç evlerde kalabileceğim  bir yer. Her çocuğun rüyası budur değil mi :) Burada isterseniz klasik yatakhanelerde kalabilir, kamp yapabilir ya da daha konforlu bir tatil için özel odalarda kalabilirsiniz.

kadirin ağaç evleri

kadirin ağaç evleri

Burada kaldığım zaman, günlerimi deniz güneş eşliğinde keyif yaparak, dağlara tırmanarak, fotoğraf çekerek ya da Kadir'in Ağaç Evlerindeki ortak alanda aylaklık yaparak geçiriyorum. Gece çöktüğünde ise bu gibi medeniyetten uzakta bir yerden beklenmeyecek şekilde canlı bir gece hayatı sayesinde baya eğlendiğimi söyleyebilirim.

kadirin ağaç evleri roof bar

kadirin ağaç evleri roof bar

KAŞ'TA BİR YAMAÇ PARAŞÜTÜ HİKAYESİ
COVER11.jpg

Doğum günümde kendime bir hediye vermek istemiştim. Uzun yıllardır istediğim ama cesaret edip uygulayamadığım planlarımdan biriydi yamaç paraşütü. Sonunda doğum günümde kendi kendime dedim ki zincirlerimizden başka kaybedecek bir şeyimiz yok

Kararımı verdikten sonra yamaç paraşütü nerede yapılır diye internetten biraz araştırma yaptım. Araştırmalarım sonucunda ilk yamaç paraşütü deneyimim yüksekliği nispeten daha az olan Kaş’ı tercih ettim. Ayrıca yamaç paraşütü yaptıktan sonra Kaş’ta tatilimi geçirme fikri de beni bu tercihe itti diyebilirim

Kaş’ta yamaç paraşütü Asas dağının eteklerinde yer alan 650 mt yükseklikteki pistten yapılıyor. 650 metre bu işi ilk defa yapacak kişiler için oldukça ideal. Uçuş da dolayısıyla 20-25 dakika arasında sürüyor.

Gelelim benim yamaç paraşütü macerama...

650 metre yükseklikteki piste ilk çıktığımda kalbim sanki yerinden çıkacakmış gibi atmaya başladı  Bütün Kaş’ı , Çukurbağ Yarımadasını tepeden minyatürler gibi görmek heyecanıma heyecan kattı.

Tam heyecanım doruktayken eğitmenim beni sakinleştirdi, kısa yamaç paraşütü eğitimi ni verdi. 

Şimdi paraşütü giyip uçuruma doğru koşuyoruz... Sakin olun her şey benim kontrolümde....

sesini duyduğumda kendi kendime ben bu işi yapamayacağım herhalde dedim. Sonra bir uçuruma baktım bir de arka tarafta duran arabaya... Ve ben uçurumu seçtim :)

İnsan ruhu özgürlüğü seviyor...

Paraşüt aparatları vücuduma bağlandıktan sonra son duyduğum şeyler “Güzel bir rüzgar gelince başlıyoruz... Haydi...” Sonra koşmaya başladım. Ne olduğunu bile anlamadan gökyüzüne doğru havandık. Gerçekten kuşlar gibi özgür olmak nedir o an tüm hücrelerimde hissettim. 10 saniye önceki gerginlik ve korkumdan eser kalmadı.

Sonraki 20 dakika boyunca gökyüzünde uçarak birkaç tur attık... Uzun zamandır vücudumda biriktirdiğim stresten kurtulduğumu ve doğa ile gerçekten bir olduğumu hissettim.

KAŞ Yamaç paraşütü.jpg

 

Çok meraklı bir insan olduğum için sürekli eğilip her şeyi inceleme ve fotoğraf çekmeye çalışma eğilimi içine girdim.  Zaten hassas olduğum ve eğilirken mideme yaptığım baskıdan dolayı yukarıda kısa süreli bir mide bulantısı yaşadım. Sizin de benzer problemleriniz varsa uçuştan yarım saat önce mutlaka ilaç olmanızı öneririm. Eğitmenin sakinliği ve durumu çok iyi idare etmesi sonucunda midemi rahatlattım ve uçuşun keyfini çıkarmaya devam ettim.

Kaş Limanı’na iniş de uçuş gibi çok kolay oldu. Tek yapmanız gereken eğitmen söylediğinde ayağa kalkıp birkaç adım atmak. Fakat yere indikten sonra bile kendinizi 1 gün boyunca uçuyor gibi hissetmeniz muhtemel 

Bu deneyim sizi hayatın tüm stresinden ve karmaşasından soyutlayacak ve hücrelerinizi yeniden yaşam ışığı ile dolduracak bir deneyim. Herkese herkese şiddetle tavsiye ederim.

kas paragliding
kas paragliding

P.S. Yamaç paraşütü fiyatları Kaş’ta 200 TL civarında. Ölüdeniz yamaç paraşütü fiyatları da 170 -200 TL arasında değişiyor. (2013)