Posts in ilham
THE MAGGER LONDRA RÖPORTAJI
BİG-BEN-SELIN.jpg

Bir süredir bloğumdan oldukça uzakta kaldım. Bunun ana nedeni Londra'ya taşınmam ve bir adaptasyon sürecinden geçmem oldu. Yaklaşık 2 yıldır yazılarımı yayınladığım ve çok severek takip ettiğim www.themagger.com benimle Londra'ya taşınma maceramla ilgili bir röportaj yaptı. "İstedikten sonra imkansız diye bir şey yok…" diyerek bitirdik ropörtajı, umarım ihtiyacı olan herkese ilham verir... .

.

.

_Kısaca kendinden bahsedebilir misin?

Antalya’da büyüdüm, üniversiteyi İzmir’de okudum. Hayatım Ege ve Akdeniz kıyılarında geçti diyebilirim. Küçüklüğümden beri başka ülkeler, kültürler ve dillere karşı büyük ilgim vardı. Üniversiteye başlar başlamaz bir yolunu bulup seyahat etmeye başladım. Her seyahatimden sonra herkese Almanya şöyle Hindistan böyle diye teker teker hikayeler anlatmaya başladım. Baktım ki bu hikayeler benim için seyahat etmek kadar zevkli bir hale geldi, ben de seyahat blogu açmaya karar verdim. Yaklaşık 2 yıldır www.traveling-lady.com dan hem İngilizce hem de Türkçe yazılarımı yayınlıyorum. Yine 2 yıl önce theMagger ekibiyle tanıştım ve bu platformda da yazılarımı paylaşıyorum.

_Ne zaman Londra’ya taşındın? Nasıl gelişti süreç, kısaca bahsedebilir misin?

Londra’ya master yapmak için taşındım. Londra, finans ve uluslararası işletme gibi alanlarda master yapılabilecek en zirve şehirlerden bir tanesi. Benim de istediğim alan uluslararası işletme ile olduğu için özellikle burayı tercih ettim.

_Londra’da yaşamaktan memnun musun? Orada neler yapıyorsun?

Londra’da yaşama fırsatı bulduğum için çok mutluyum. Büyük ve kültürel açıdan zengin şehirler beni her zaman kendine çekmiştir. Londra da birçok kültürün bir arada yaşadığı çok canlı ve aktif bir şehir. Her hafta sonu sayısız festival, aktivite var. Tiyatrolar ve müzikaller ve dünyanın en zengin ücretsiz koleksiyonlarını barındıran müzelerden bahsetmiyorum bile. Bütün bunlara ek olarak, Londra’daki bütün irili ufaklı bölgelerin kendine has mimarisi, hikayesi ve tarzı var. Hepsini tek tek gezmek bile başlı başına turistik aktivite gibi aslında. Özellikle hafta sonunda farklı bölgelerde kurulan marketleri ziyaret etmek favorim.

Ben buradaki zamanım sayılı olduğu için biraz agresif davranıyorum ve her gün mutlaka yeni bir şey görmeye, yeni yerler ziyaret etmeye çalışıyorum.

CHANCE STREET P

_İngiltere’de Londra dışında yaşaman gerekse nereyi seçerdin?

İngiltere değil de Birleşik Krallık olarak düşünecek olursak kesinlikle Edinburgh’u seçerdim. Edinburgh Londra’ya çok benzemesinin yanı sıra çok derin bir kültürel mirasa sahip. İlk gittiğimde gerçekten çok etkilenmiştim, sokaklarda çalan gayda sesleri hala kulağımda.

_Taşındığın ilk zamanları anlatabilir misin? İlk zamanlar (taşınmak, yeni insanlar tanımak, alışmak) gerçekten daha mı zor oluyor? 

Taşındığım ilk zamanlar gerçekten çok zor geçti ! Londra’nın canlılığı ve cazibesi bir yana ama gerçekten çok pahalı bir şehir. Aynı zamanda uygun fiyatlı daire ya da oda bulmak da gerçekten çok zor özellikle ortalama öğrenci bütçesiyle. Benim bütçem de oldukça kısıtlı olduğu için kendime nispeten daha uygun fiyatlarla yaşayabileceğim bir düzen kurmakta çok zorlandım. Daha sonra Londra’yı keşfettikçe hayatım daha kolaylaştı ve şehrin tadını çıkarmaya ancak o zaman başladım.

Yeni insanlarla tanışmak konusunda da Londra diğer İngiliz şehirlerinden oldukça farklı. Ben açıkçası biraz snob insanlarla karşılaşacağımı düşünüştüm ama pratikte hiçbir zorluk yaşamadım.

_Türkiye’yi özlüyor musun? Özlüyorsan hangi yönlerini özlüyorsun veya hangi yönlerini hiç özlemiyorsun? 

Klasik cevabı ben de vereyim: En çok özlediğim şey ailem ve arkadaşlarım… Ama o özlem de her şeye yetiyor açıkçası; sevdiğim insanlarla yaptığım görüntülü aramalar bir süre sonra yeterli gelmemeye başlıyor.

Onun dışında tabii ki uzun yıllar yaşadığım şehir Antalya, güzel İzmir ve İstanbul’u da özlüyorum. Bazen rüyalarımda Kaş’ta balık yediğimi gördüğüm falan da oluyor. :)

Ama ama ama… Özlemediğim şeylerin listesi de hayli kabarık, oralara hiç girmeyelim.

redemptıon

_Yurt dışında yaşamanın, başka bir kültür deneyimlemenin birey olarak avantajları ve dezavantajları neler sence? 

Yeni kültürler, yeni insanlar tanımak insanın yaşamını zenginleştirmek için atabileceği en büyük adımlardan bir tanesi. Buna ek olarak insan tek başına yurt dışına yerleştiğinde gerçekten kendini daha iyi tanıma fırsatı buluyor. Yurt dışında yaşamanın tek kötü yanı ailenden ve sevdiklerinden uzak kalmak. Bunun dışında kimsenin bir dezavantajla karşılaşacağını düşünmüyorum.

_Peki Türkiye dışında yaşamak sana neler öğretti? 

Benim en büyük kazanımım kesinlikle bugünü yaşamayı öğrenmek oldu. Londra’daki her şey benim için çok yeni olduğu ve buradaki zamanım da kısıtlı olduğu için, son birkaç ayımı hiçbir şeyi ertelemeden yaşadım. Bu benim için bir devrim oldu çünkü günlük yaşamdan çok daha fazla keyif almaya, her yeni günü bir macera gibi görmeye başladım.

Onun dışında tabii ki güçlü olmak konusunda bana çok fazla şey kattı. Yurt dışında, yepyeni bir ortamda kendinizi yalnız ya da depresif hissettiğinizde en büyük dayanağınız yine kendinizsiniz. Bazen Türkiye’den bir yakınınızı arayıp içinizi dökmek durumu tam olarak anlatmaya yetmiyor, o nedenle ister istemez insan kendini motive etmek, kendi kendinin en iyi arkadaşı olmak konusunda çok şey öğreniyor.

why so serıous

_Yurt dışında yaşayan bir Türk olarak, Türkiye’den haberlere nasıl tepkiler veriyorsun?

Tabii ki her gün içim içimden gidiyor. Bazen hiç okumaya çalışıyorum ama mutlaka sosyal medyada bir paylaşım görüyorum ve tabi okumadan geçemiyorum. Bir de yabancı medyada bütün haberler bambaşka bir şekilde yansıtılıyor ve de insanların büyük bir ilgisi var. Her sorana o öyle değil aslında böyle diye tek tek izah etmekle günlerimi harcıyorum diyebilirim.

_Londra’dan bize birkaç lokal öneride bulunabilir misin? 

Londra farklı zevklere hitap eden farklı bölgelerden oluşuyor. Londra’nın daha alternatif ve hip yönünü daha yakından görmek için Camden ya da Shoreditch’ı mutlaka ziyaret edin. Daha posh takılmak istiyorsanız istikamet Chealsea ve Mayfair. Londra’nın “çılgın” yüzünü görmek için ise mutlaka Soho’ya uğrayın.

Londra’nın olmazsa olmazlarından biri akşamüstü publarda takılmak. Kensington’daki Churchill Arms en ünlü publardan bir tanesi. Buna ek olarak “Ye Old” gördüğünüz her pub en az 90-100 yaşında tarihi değeri olan yerler. Eski Londra’yı hissetmek için herhangi birini mutlaka ziyaret edin. London School of Economics yakınlarındaki “Ye Old White Horse” oldukça başarılı.

Gece hayatına gelince … Elektronik müziği seviyorsanız efsanevi “Ministry of Sound” şehrin dünyaca ünlü cazibe merkezlerinden bir tanesi.

Hafta sonu sabahı yapılacak en güzel aktivitelerin başında ise lokal marketleri ziyaret etmek geliyor. Borough Market benim en sevdiğim. Dünyanın dört bir her türlü lezzetin sergilendiği ve Etiyopya’dan İspanyol mutfağına kadar sayısız lezzeti tadabileceğiniz muazzam bir yer. Benim favorim eskiden çok daha ünlü olan lokal İngiliz istiridyeleri.

Yok ben daha sakin bir sabah geçirmek istiyorum diyorsanız, en iyi alternatif klasik İngiliz kahvaltısı. Küçük kafelerden Publara her yerde İngiliz kahvaltısı servisi var ama ekstra cool olmak için Breakfast Club’ı tercih edebilirsiniz. Yarım saat kuyrukta bekledikten sonra içeri girince her şey normal gözüküyor fakat garsonlardan birine mekanda duran retro buzdolabı kapısından içeri girmek istediğinizi söylediğinizde, bambaşka bir dünyaya kapılar açılıyor. Daha fazla anlatmayayım sürprizi kaçmasın.

Londra’da yapabileceğiniz en güzel şeylerden biri de şehrin ortasında yer alan birbirinde güzel parkları ziyaret etmek. Hyde Park’tan geyikleriyle meşhur Richmond Park’a kadar birçok seçeneğiniz var. Ama benim favorim tüm şehri kuşbakışı izleyebileceğiniz “Primrose Hills”. Yapabiliyorsanız erken kalkın ve güneşin doğuşunu buradan izleyin.

Müzelere gelince, benim favorim Tate Modern ama National Gallery’nin de oldukça geniş güzel bir kolleksiyonu var. V&A Museum’a sırf kafesinde oturmak için bile gidilebilir. Müze adı geçince çoğu kişi sıkıcı bir seçenek gibi düşünüyor olabilir ama Londra’da kesinlikle atlamamanız gereken bir atraksiyon.

Son olarak yiyecek konuna değinecek olursak Londra birçok farklı kültürden oluşan oldukça kozmopolit bir şehir. Bunu en iyi gözlemleyebileceğiniz yer ise şehrin yemek kültürü. Hint yemekleri burada gerçekten çok popüler ve belki Hindistan’da yediklerimden daha lezzetli diyebilirim. Benim favorilerim Dishoom ya da Masala Zone.  Akşam yemeği için gidilebilecek en güzel manzaralı yerler ise gökdelenlerin tepesinde yer alan Sushi Samba ve SkyGarden Fenchurch Restaurant. 

Igloo MAGGER

_Son olarak, yurt dışında yaşamak isteyen ama buna cesaret edemeyen kişilere birkaç tavsiyede bulunabilir misin?

Yapmak istediklerimizi ertelediğimiz ya da gerçekleştirmediğimiz her an içimizdeki çocuğa ihanet ediyoruz aslında. Türkiye’de kalıp alışılmış tanıdık yaşama devam etmek çok daha kolay olsa da içinizde böyle bir istek varsa asla ertelemeyin derim. Ben yurtdışına kısa ya da uzun dönemli yerleşip de ülkesine döndüğünde çok pişmanım, kaybım çok büyük keşke hiç gitmeseydim diyen hiç kimseyi duymadım. Herkes bunun farkında aslında ama korku çok büyük bir faktör.

En çok karşılaştığım korku…Türkiye’de sahip olduğu yaşam şartlarından feragat etmek korkusu… Onlara şunu söyleyebilirim. Ben Türkiye’deyken denize 10 dk mesafede oldukça büyük bir evde tek başıma yaşıyordum, güzel bir arabam da vardı. Buraya gelmek için arabamı sattım, bütün birikimimi ortaya döktüm. Şu an bir odada 3 kızla beraber yaşıyorum. Hayat standartı düşmek denilen şeyi birinci elden deneyimledim. Pişman mıyım ? Hiç değilim. Şu an edindiğim deneyim benim için güzel bir evde oturmak, statü, güzel araba gibi şeylerden çok daha önemli. Hem bunu kendine ve geleceğe yapılan bir yatırım olarak görüyorum.

Parasal açıdan çok büyük bir birikime ihtiyacı olduğunu düşünüp gözü korkanlar da var. Öncelikle yurtdışına eğitim için değil de çalışmak için çıkıyorsanız büyük bir birikime ihtiyacınız yok. Ben eğitim için geldiğim için bir birikimle gelmek zorundaydım, 6 yıl boyunca para biriktirdim. Benimki biraz zor ve uzun bir yoldu. Yok uzun yola gelemem diyorsanız, yine yurtdışında eğitim için birçok burslar var denemeye değer! İstedikten sonra imkansız diye bir şey yok…

DÜNYAYI UCUZA GEZMENİN 10 YOLU
travel-world-for-free-1.jpg

"Dünyayı gezmek istiyorum ama param yok ! " "Sen bu kadar gezecek parayı nereden buluyorsun"

Toplumumuzda sık sık duyduğumuz artık kemikleşmiş cümleler. Herkes gezmek isityor ve gezenlere imreniyor ama bunun ufak çapta bir servet gerektiğine inanıyor. Yurtdışına gitmenin en büyük maliyeti malesef ki uçak bileti, o kısmı birikimlerinizle halletikten sonra gezinizin kalanını ucuza getirmenin artık sayısız yolu var. İşte dünyayı ucuza gezmenin yolları ndan birkaçı...

1-) WWOOF (World Wide Opportunities on Organic Farms)

wwooff 1
wwooff 1

WWOOF dünyanın dörtbir yanına yayılmış bir organik çiftlikler ağı. Bu sisteminde, günlük 4-6 iş saati çalışma karşılığında çiftlik sahibi size kalacak yer ve yiyecek yemek veriyor. Hawai'den Bali'ye bu sisteme üye o kadar inanılmaz çiftlikler var ki kendinizi bir tablonun içinde gibi hissediyorsunuz. Bu sistemin başka bir artısı da yerel kültürü yakından tanıma fırsatı bulmanız.

Sanıldığının aksine bu çiftliklerde çalışmayı denyimlemek için illa aylarınızı vermeniz gerekmiyor. Kalış gününüz 2 gün de olabilir birkaç ay da. Tek yapmanız gereken başlıktaki web sitesine kayıt yaptırmanız, hayallerinizin çiftliğini bulduktan sonra çiftlik sahibiliyle iletişime geçmeniz.

2-) HOUSESITTING

house-sit-architecture-491x321
house-sit-architecture-491x321

Ulaşımdan sonraki en büyük masraf  malesef konaklama giderleri. Bu masraftan kurtulmanın yollarından bir tanesi de "housesitting" türkçesi ile de başka birisinin evine göz kulak olma hizmeti. Yapmanız gereken ev sahibinin profilde belirttiği köpeklere bak, çiçekleri sula gibi günlük işlerle ilgilenmek. TrustedHousesitters bu konuda yaygın kullanılan sitelerden bir tanesi. İnsanlar bu site üzerinden en güzel evi kapmak için birbirleri ile yarışıyorlar. Eğer siz de konaklamanızı bu yolla bedavaya getirmek istiyorsanız, profilinizi oluşturmak için bu linkten faydalanabilirsiniz.

3-) COUCHSURFING

couchsurfing
couchsurfing

Otel masraflarından kurtulmanın bir başka yolu da Couchsurfing ve GlobalFreeloaders gibi siteler üzerinden kalacak yer bulmak. Artık couchsurfing dünya üzerinde geniş bir kitleye yayılmış durumda ve birçok yerde kalacak yer bulma sıkıntısı çekmiyorsunuz. Evinde misafir edenler de misafirler de karşı tarafa yorum bırakabildiği ve bu özellik çok aktif kullanıldığı için %99 güvenlik sıkıntısı yaşanmıyor.

Bu sitelerin en güzel özelliklerinden bir tanesi de seyahat etmeyi seven, aynı zevkleri paylaşan kişileri biraraya getirmesi. Aynı zamanda websitesinin forum kısmında da gideceğiniz yerdeki ufak tefek  iş imkanları ve yerel etkinliklere yönelik bilgiler bulabilirsiniz.

4-)BEDAVAYA ARABA?

car relocation
car relocation

Yurtdışında araba kiralama şirketlerinin kullandığı arabaların nakliyesinde kullandığı bu sistem tam da hepimizin ihtiyacı olan şey ! Bu sistemde arabanızı Autodriveaway , motorhome experts , Spaceshiprentals , Autologistik gibi siteler aracılığı ile bir yerden bir yere taşınması gereken arabaları bulabiliyor, gönüllü olarak merkez istasyonlara taşıyabiliyorsunuz. Birçok şirket benzin parasını da ödemeyi teklif ediyor.

Daha ne olsun :D

5-) ÜLKE TANITIM PROGRAMLARINA KATILIN

heritage2014-1-575x405.jpg

Birçok farklı ülke kültürünü tanıtmak, toplumlararası diyaloğu artırmak amacıyla kültürel programlar düzenliyor. Bu programlar genelde yolculuk masraflarından kalacak yere kadar birçok masrafınızı karşılıyor.

Kulağınıza çok olası gelmemiş gibi olabilir ama örneğin ben ITEC programı ile Hindistan'a, ABD'nin yürürlükten kaldırılan bir programı ile ABD'ye gitme imkanı buldum.

Bu tarz programları bulmaktaki en büyük yardımcınız araştırmacı ruhunuz :) Genellikle ülkelerin büyükelçilik sayfalarında bu programlar yayınlanıyor. Buna ek olarak Salto-YouthEuromed gibi bölgesel programları da sürekli kontrol etmenizde fayda var.

Spesifik sitelerin yanı sıra tüm konferans ve programlar hakkında bilgi veren Inomics i de takip edebilirsiniz.

6-) YETENEKLERİNİZİ KULLANIN 

workaway
workaway

Workaway ,AdventureWork , HelpX  gibi sitelerde özellikle belli bir becerisi olan kişilere yönelik geçici iş imkanları bulabilirsiniz. Örneğin profesyonel sporcu, pilates ve yoga eğitmeni, turizm profesyonelleri ve kamplar için aktivite liderleri yoğun talep gören alanlar arasında. Siz de yurtdışındayken vaktiniz varsa saatlik ücret karşılığında çalışabilir ve ekstra gelir elde edebilirsiniz.

7-) İNGİLİZCE ÖĞRETİN

jet japan english teaching
jet japan english teaching

İngilizce öğretmek seyahat ederken hem gelir elde etmek hem de konaklama masrafından kurtulmak için en iyi yollardan bir tanesi. Dünyanın neredeyse her yerinde farklı organizasyonlar farklı ülkelerden geçieci ingilizce öğretmenleri arıyor.

İngilizce benim gibi ikinci dilinizse, endişelenmeyin bu fırsattan siz de faydalanabilirsiniz. Bunun için TEFL (Teaching English as a Foreign Language) ya da  TESOL (Teaching English to Speakers of Other Languages) sertifikası almanız gerekiyor. Bu sertifikayı almak için önce bir kayıt parası ödedikten sonra online sınıflara katılmanız gerekiyor.

Bu sertifikayı aldıktan sonra haritadan kendinize yer seçebilirsiniz :) Yerinizi seçerken CIEE Teach Abroad gibi Asya, Avrupa ve Latin Amerika'da hizmet veren sitelerden faydalanabilirsiniz. Buna ek olarak çok tercih edilen başka bir program da  Japonya'da .  Bu program öğretmenlere yönelik geliştirdiği kültürel programlar ve geziler sayesinde çok tercih ediliyor.

8-) HOSTELLERDE ÇALIŞIN 

Özellikle Yurtdışında çok yaygın olan bu sistemde kalmak istedğiniz hostel ile iletişime geçmeniz gerekiyor. Gitmek istediğiniz hostel  ile en az 1 ay öncesinden iletişime geçerek konaklama karşılığında çalışmak istediğinizi söyleyemeniz konaklamanızı bedavaya getirmenize yardımcı olabilir. Yalnızca yüksek sezonda gitmek istiyorsanız bu yazışma sürecini 2-3 ay önceden başlatmanızda fayda var.

9-)ARABA PAYLAŞIN

Artık Türkiye'de de oldukça popüler olmaya başlayan bu yöntem yurtdışında da oldukça yaygın. Tek yapmanız gereken BlaBla CarGocarshare gibi siteler aracılığı ile sizinle aynı yöne giden bir araba bulmak ve benzin parasını arabadakilerle paylaşmak. Bu yöntem arabasına bineceğiniz kişi ile daha önceden iletişime geçebildiğiniz için daha güvenilir.

10-) EVİNİZİ DEĞİŞ TOKUŞ EDİN

Dünya üzerindeki 165 ülkede 60 bin üzerinde ev ile hizmet veren bu sistemle evinizi evinde kalmak istediğiniz kişi ile değiş tokuş ediyorsunuz. HomeExchange bu konuda yaygın kullanılan sitelerden bir tanesi. Tam da bu konu üzerine çekilmiş Tatil isimli bir film var, kafanızda sistemi oturtmak için izlemenizi tavsiye ederim.

---------------

Konaklama masraflarından kurtuldunuz, ulaşımı bedavaya getirdiniz ya da ücreti paylaştınız belki yiyecek içeçekleriniz bile çalıştığınız yer tarafından karşılanıyor ... E daha ne olsun geriye kaldı sadece uçak bileti ve ufak bir harçlık için para biriktirmek...

Sizin seyahatlerinizi ucuza getirme sırlarınız neler ??

Gezimanya.com ile Söyleşi

Bir süredir yazılarımı gönderdiğim www.gezimanya.com sitesi benimle seyahat ile ilgili bir söyleşi yaptı :) Okumak için buyrun :)

1 - Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Merhaba! Ben Selin. Dokuz Eylül Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden mezun oldum. 4 yıldır Profesyonel hayatıma devam ediyorum. Üniversite yıllarından bu yana her boşluğu fırsat bilip seyahat etmeye çalıştım. Hayatta en çok sevdiğim şey yeni yerler görmek ve farklı kültürler tanımak. Şanslıyım ki Kuzey Kutbundan Hindistan’ın Güneyine gezme fırsatı buldum ve en mutlu olduğum yer yollar :)

2 - Gezmek size ne ifade ediyor? Seyahatlerin hayatınızdaki yeri nedir?

Gezmek yeni yerler görmek yeni insanlar tanımanın yanı sıra bana kendimi tanıma fırsatı verdi. Kendime güvendiğimde, planlı hareket ettiğimde neler yapabileceğimi gösterdi. Her kültürden, her tanıdığım insandan bir şey öğrendim ve bu benim hayatımı, kişiliğimi zenginleştirdi.

Albert Cumus’un da dediği gibi “Seyahat bizi kendimize geri getirir.”

arctic circle
arctic circle

3 - Bize biraz seyahat etme mantığınızı anlatır mısınız? Genelde tek mi yoksa grupla mı seyahat edersiniz?

Bugüne kadar arkadaşlarımla da tek başıma da seyahat ettiğim oldu. Fakat kendi kendime seyahat etmeyi sanırım daha çok seviyorum. Seyahat ettiğim anlar benim için deşarj anları olduğu için kendi kafama göre hareket etmek bana daha çok keyif veriyor.

4 - Rotanızı nasıl belirliyorsunuz?

Bugüne kadar 4 farklı ülkede yaşadım. Bulunduğum ülkelerde de hep komşu ülkeleri ziyaret etmeye çalıştım. Bunun dışında seyahat ederken de, genelde her ay düzenli olarak takip ettiğim seyahat dergilerinden ilham alıyorum diyebilirim.

5 - Şimdiye kadar kaç ülke gezdiniz?

Şu ana kadar 17 ülke gezim. Önümüzdeki yıllarda bu sayının katlanarak artmasını hedefliyorum.

6 - Bugüne kadar gittiğiniz yerler arasında sizi en çok neresi etkiledi?

Kesinlikle Hindistan ! Yeni Delhi’de yaklaşık 3 ay yaşadım. Hayatımda en acımasız fakirliği, en düşük yaşam şartlarını orada gördüm ama ironik bir şekilde insanlar herkesten daha iyimser ve daha neşeliler. Muazzam bir tarihe ve çok kültürlülüğe sahipler.

Bütün arkadaşlarıma söylediğim bir şey var. Avrupa’da ya da Amerika’da içinizi açacak pahalı bir destinasyona her zaman gidebilirsiniz. Ama bu tatillerin hiçbiri sizi Hindistan kadar etkileyemez !

7 - Bugüne kadar gittikleriniz arasında sizi hayal kırıklığına uğratan bir yer oldu mu?

Finlandiya’ya öğrenci olarak gittiğimde Kaldığım Joensuu Şehri. Çok küçük bir yerdi ve yaklaşık 10-20 dükkandan oluşan ufak bir çarşısı vardı. Tam da Ocak ayında gittiğim için -35 derecede tamamen eve hapsolmuştum. Ama zamanla Fin yaşam tarzını keşfettikçe ve şehrin yerlileri ile tanıştıkça çok harika zaman geçirmeye başladım.

8 - En son nereye gittiniz? 

En son ablamla beraber Roma’ya gittik. İkimizin de hayali olan Roma ve Vatikan Müzelerinde saatlerimizi geçirip, nefis İtalyan yemekleri ile de kendimizi şımartmayı ihmal etmedik.

9 - Sırada neresi var?

husky ride
husky ride

Sırada Kasım-Aralık Aylarında yapacağım Amerika Turu var. Yıllardır hayalini kurduğum bu seyahatte benim için artık bir ikon olan New York’a, Washington’a ve Atlanta Şehrine gideceğim.

10 - Gezi deneyimlerinizi paylaştığınız blog ya da websiteniz var mı?

Birkaç ay önce kurduğum bir sitem var. Adresi www.traveling-lady.com

11 - Ülkelerin yeme-içme alışkanlıkları çok farklı olabiliyor. Siz gezilerinizde bu durumu nasıl belirliyorsunuz, yemek yemek için nasıl yerler tercih ediyorsunuz?

Ben gittiğim yerlerin yemeklerini denemeye bayılan bir insanım. Hatta bazı seyahatlerimi yeme içme üzerine planlıyorum diyebilirim. Bir yere seyahat etmeden önce uzun uzun araştırma yaparım. Yeme içme listesi de bu araştırmaların önemli bir kısmını kaplıyor tabi ki J Yine de içime sinmezse geziye gittiğim şehirlerin yerlilerinden tavsiyeler isterim.

12 - Kalacak yer olarak tercihiniz genelde nedir? Otel, hostel, kamp vs. 

Daha ekonomik olması açısından Hostelleri tercih ediyorum. Ama sürekli fırsatları da takip ederim. Eğer ünlü konforlu bir otel kampanyaya girmişse de buralarda kalmaya çalışırım.

13 - Eğer imkânınız olsa 1 sene izin ve limitsiz para verseler, haydi gez deseler, neler yapar nerelere giderdiniz?

İşte bu çılgın bir soru oldu J Annemin deyimiyle sanırım girmedik delik bırakmazdım J Seyahatime çok merak ettiğim uzak doğu seyahati ile başlardım. Thailand-Singapur-Endonezya ... Daha sonra Avustralya’ya geçip oraya sörf yapmayı öğrenmek iterdim.

Sonra Yeni Zelanda, Japonya ve Çin gezilerinin ardından Moğolistan’da ata binmek fantastik olurdu. Sonra trans Sibirya ekspres treni ile Bütün Rusya’yı gezerek Finlandiya’ya ulaşırdım. Kuzey ışıklarını görmek için yeniden Kuzey Kutbuna giderdim.

Bu isteğimi de tamamladıktan sonra yaşlı Avrupa Kıtasında keyifli ve rahat bir 1 ay geçirmek isterdim. Sonrasında uzunca bir süre Kuzey Amerika-Güney Amerika gezisi yapmak isterdim.

Son olarak da Afrika Kıyılarından dolanıp, Orta Doğu’da esaslı bir keşfe çıktıktan sonra evime geri dönerdim.

14 - Gezmeye yeni başlayanlara tavsiyeleriniz nelerdir? Nereden başlamalı, nelere dikkat etmeliler?

Benim gözlemlediğim, insanlar parası veya zamanı olmadığı için gezmeyi keşfetmeyi sürekli erteliyorlar. Ertelemek yerine Avrupa Birliği’nin ve birçok ülkenin birbirinden ayrı programları var. Bunları takip etsinler. Bunlar gibi uluslararası projelere katılarak hem yeni insanlar tanıma hem de yeni ülkeler görme fırsatı bulabilirler.

Buna ek olarak gitmeden önce çok araştırma yapsınlar. gidecekleri yerlerde çekilen filmleri (varsa) mutlaka izlesinler. Seyahatleri esnasında da muhakkak yerel halk ile tanışmaya çalışsınlar ve onların yemek yediği yerlerde yemek yesinler.

Ve asla seyahati ve dolayısıyla hayatı ertelemesinler ...

ilhamselin sen Comments
TARİHİ DEĞİŞTİREN 5 KADIN KAŞİF
baret_wide-f4a769dd31b034c42c146d088ce82237e76e43662.jpg

Bloğum Traveling Lady 'ye başladığımdan beri, tarihte hayran olduğum kadın seyyahlara yönelik bir yazı yazmak istiyordum. Bu listedeki kadınlar sadece bana ilhan vermekle kalmadı, aynı zamanda düşünebildiğin herşeyin aslında mümkün olduğunu kafama kazımama yardımcı oldular. Umarım onların hikayeleri sizlere bana verdiği gibi ilham verir :)

1-)JEANNE BARET (1740 – 1807) Dünyanın etrafını Gemi ile dolaşan ilk kadın

Jeanne Baret, dünyanın etrafını ilk defa gemiyle dolaşan kadın, bu gezisini ünlü Louis Antoine de Bougainville seferinin bir üyesi olarak gerçekleştirmiş. O zamanlar Fransız donanma gemilerine kadınların alınmasına izin verilmediği için erkek kılığında bu geziyi yapmış. O zamanlar seferin ünlü botanisti Philibert de Commerson ile aşk yaşaması onun gemiye "Asistan Jean" olarak sızmasına imkan tanımış. Baret tarihe damga vurmanın yanı sıra, birçok bitki çeşidinin bulunmasına katkı sağlamış.

2-) NELLIE BLY (1864-1922) Dünyanın etrafını 72 günde dolaşan ilk kadın

RoundTheWorldWithNellieBly
RoundTheWorldWithNellieBly

Nellie Bly kişisel gazeteciliğin altın çağlarını yaşadığı zamanlarda ünlü bir gazeteciymiş Akıl hastaneleri ile ilgili araştırmacı makaleleri sağlık sisteminin değişmessine ve uluslararası üne kavuşmasına sebep olmuş. Daha sonra, "80 günde Devr-i Alem" kitabından daha da kısa bir süre olan 79 günde dünyayı gezmesi teklif edilmiş. Teklifi kabul eden Nellie Bly, Londra'ya gitmek için New Jersey'den bir feribota binmiş. Daha sonra Fransa'ya (Amiens) giderek "80 günde Devr-i Alem" kitabının yazarı Juler Verne ile tanışmış. Yolculuğuna Brindisi (İtalya), Port Said (Mısır), Singapur, Hong Kong, San Francisco güzergahında devam ettikten sonra, 72 gün, 6 saat ve 11 dakika sonrasında New Jersey'e geri dönmüş.

3-) GERTRUDE BELL (1868-1926) Irak'ın sınırlarını belirleyen Kadın 

deset queen
deset queen

Gertrude Bell dilbilimci, arkeolog ve Oxford Tarih bölümünü bitiren ilk kadın olarak tarihe yer alıyor. Dünyanın etrafını 2 kez dolaşmış. Ama asıl olaylar Tahran'da görev yapan amcasını ziyaret etmesi ve Orta Doğu'ya hayran kalmasıyla başlıyor. Burada uzun süre kalıp, Arapça öğrenerek bölgenin arkeolojisi hakkında önemli araştırmalar yapmış. Basra'ya gittiğinde herel halk ile bol bol konuşarak , Iraklıların saygısını kazanmış. Burada geleceğin krallar Abdeullah ve Faysal ile de tanışmış. Irağın bağımsızlığına kavuşmasına ve sınırlarının çizilmesine büyük katkıları olmuş. Öldükten sonra da çok sevdiği ve kurulmasında büyük rol oynadığı Bağdat'a gömülmüş. Daha detaylı bilgi ve bu sürükleyici hikayenin tamamı için önümğzdeki günlerde gösterime girecek olan "Çöllerin Kraliçesi" isimli biyografik filmi izleyebilirsiniz.

4-) VALENTINA TERESHKOVA (1963 -     ) Uzaya giden ilk kadın

Bu ilham verici kadın, yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş. 10 yaşında ailenin geçimine katkıd bulunmak için çalışmaya başlamış. Yıllar sonra amatör paraşütçülük yapmaya başlamış. Bu yeteneği nedeniyle rus otoriteleri tarafından 500 kişi arasından uzaya gidecek ilk kadın olarak seçilmiş. Uzayda 3 gün geçirmiş. Yolculuğu esnasında uzaydan dünyaya baktığında şunları söylemiş; "Ufku görüyorum. Açık mavi ve güzel bir şerit. Bu da dünya... Ne kadar da güzel ! Herşey yolunda ! "

5-) JUNKO TABEI (1975-     ) Everest'i tırmanan ilk kadın

junko
junko

Japon Junko Tabei, Everest Zirve'sine çıkan ilk kadın olmuştur. Yomuiri Gazetesi tarafında dünyanın en yüksek noktasına tırmanmak üzere birçok kişinin arasından seçilmiştir. Kamp yaptıkları sırada bilincini kaybetmek gibi bir sorunla karşılaşsa da Everest Zirvesi'ne çıkan ilk kadın olmayı başarmıştır. Şimdiki hedefi ise her ülkedeki en yüksek noktaya çıkmak!

EN IYI 5 SEYAHAT - GEZI KONULU KITAP
travel-book-111.jpg

DİKKAT! Bu yazı sizi evinizdeki rahat koltuğunuzdan kaldırmak, içinizdeki maceracı ruhu uyandırmak ve kendi yol hikayenize başlamanıza ilham vermek amacıyla hazırlanmıştır.

Seyahat için ilham arıyorsanız ya da gitmek istediğiniz yerler hakkında başka hikayeler dinlemek istiyorsanız yapacağınız en eğlenceli şeylerden biri de seyahat kitaplarına göz atmak…

 1-Seyahatname– Evliya Celebi

Sermin-Ciddi-Evliya-Celebi-Seyahatname
Sermin-Ciddi-Evliya-Celebi-Seyahatname

Sizi bilmem ama ben özellikle Türkiye’de seyahat ederken Evliya Çelebi’nin o şehir ya da güzergah hakkında yazdığı şeyleri okumaya bayılıyorum. Kendimi adeta o zamanlarda yaşıyormuş gibi hissetmemin yanı sıra gideceğim yerler hakkında belki de başka kaynaklarda eşine az rastlanır bilgiler ediniyorum. Mesela Seyahatname’nin İstanbul kısmını okurken Gala’nın aslında eski Rumcada süt anlamına geldiğini ve Galata’nın ismini o muhitte sütçülük yapan Rumlardan aldığını öğrendim. Bu tarz anekdotlar öğrenmek bence bir yolculuğu güzelleştiren en önemli etkenlerden biri…

Biliyorum 9 ciltlik bir dev eser olan Seyahatnameyi bir çırpıda okumak sizi baya zorlayabilir. Bu nedenle en güzeli bu eserin ilgili bölümlerini yolculuğa çıkmadan okumak. Şiddetle tavsiye edilir …

2- Yolda – Jack Kerouac

yolda 

yolda 

Beat Kuşağı’nı daha yakından tanımak ve 1940-1950’lerin Amerikası hakkında daha detaylı bilgi sahibi olmak istiyorsanız bu kitap tam size göre. Jack Kerauac’ın çıktığı yolculuklar sonrasında resmen bir oturuşta uç uca ekleyerek yaptığı 36 metrelik bir ruloya yazdığı roman yazılma biçimi açısından da zamanında büyük yankı uyandırmış. Kitap gerçekten de daha çok bir arkadaşınızın sizinle birlikte kahve içerken anlattığı bir yol hikâyesine benziyor. Kitabın ruhunu daha iyi anlamanız için size aşağıdaki cümleyle başbaşa bırakıyorum :)

Benim için yalnız çılgın insanlar önemlidir, yaşamak için çıldıranlar, konuşmak için çıldıranlar, kurtarılmak için çıldıranlar, aynı anda her şeyi birden arzulayanlar, hiç esnemeyen, beylik laflar etmeyen, yıldızların arasında örümcekler çizerek patlayan ve en ortalarındaki mavi ışığı görenlere, “vay canına!” dedirten o muhteşem sarı patlayıcılar gibi yanan, yanan, yanan insanlar.
— JACK KERAUAC

 

3 - Yabana Doğru - Jon Krakauer

Yabana Doğru - Jon Krakauer.jpg

Yabana Doğru kitabını birçok açıdan Jack Kerauac’ın Yolda’sına benzetenler olabilir. Bu benzetme iki kitabın da bir nevi sisteme başkaldırma, özgür ruh gibi konuları işlemesi açılardan doğru olsa da Yabana Doğru’nun en büyük farkı kitabı Christopher McCandless’ın değil onun günlüklerinden esinlenen Jon Krakauer’in yazması.

Kitap Christopher McCandless’ın okulu bitir, kariyer sahibi ol, evlen, çocuk sahibi ol şeklindeki sıralı toplumsal dayatmalara “Hayır” deyip, bankasındaki parayı hayır kurumuna bağışladıktan sonraki seyahatlerini ve yabani hayata karışmasını anlatıyor.

Asıl amacı olan Alaska’ya gidene kadar otostopla ve yürüyerek Amerika’nın birçok yerini dolaşan kahramanımız Alaska’ya ulaştıktan 4 ay sonra maalesef bir karavanda ölü bulunuyor. Kitapta en sevdiğim kısım şöyle;

Neşe ve mutluluğun yalnızca insan ilişkilerine dayandığını düşünüyorsan yanılıyorsun. Tanrı bu hazzı her yere saçmış durumda. Yaşadığımız her şeyin içinde bulabilirsin bunu. Tek ihtiyacımız olan, alışkanlıklarla örülü yaşam tarzımıza sırtımızı dönüp yepyeni bir yaşama adım atmamızı sağlayacak cesaret.

Demek istediğim, hayatına yeni bir ışık tutmak için bana ya da herhangi bir başkasına ihtiyacın yok. Bu şey hemen dışarıda. Yapman gereken yalnızca uzanmak ve onu kavramak. Kendin ve yeni koşullara geçmemek için gösterdiğin inatçılık dışında savaşacağın hiçbir şey yok.
— Chris McCandless'ın Ronald Franz'a yazdığı mektuptan

4 - Candide ya da iyimserlik –Voltaire

candide ya da iyimserlik
candide ya da iyimserlik

Candide ya da İyimserlik Seyahatname gibi sizi zamanda da yolculuğa çıkaran bir eser. 18. Yüzyılda geçen kitapta başta son derece iyimser ve umut dolu olan ama sonradan “İyimserlik insanın kötü bir durumda olduğu bir zamanda, her şeyin iyi olduğunu ileri sürmesi çılgınlığı!" diyecek kadar bir dönüşüm yaşan Candide’in hikayesini anlatıyor.

Candide iyimserlik dolu olduğu zamanlarda tek hayali sevdiği kıza kavuşmak olan bir adamken kelimenin tam anlamıyla cennetten kovuluyor. Kendini sevdiğinden uzak bir savaşın ortasında buluyor, Avrupa’yı, Amerika’yı hatta ütopik El Dorado’yu geziyor. Seyahatleri boyunca aslında Candide, iyimserliği, dinleri, görüşleri kısacası hayatı sorguluyor.

Kitabın sonunda yolu bugünün Türkiye’sine de düşen Candide aslında bütün sorularının cevabını da orda buluyor...

5-Otostopçunun Galaksi Rehberi - Douglas Addams

otostopçunun galaksi rehberi
otostopçunun galaksi rehberi

Dahi yazar Douglas Adams’ın 5+1 şeklinde 2 üçlemeden oluşan bu serisi sizi bambaşka dünyalarda komik eğlenceli farklı bir yolculuğa çıkaracak ve hayal gücünüzün sınırlarını zorlayacak. Kitabın insanların üzerinde bıraktığı etki o kadar büyük ki, kitabın filminin çekilmesinin yanı sıra bir radyo programı uyarlaması bile var.

Kitap kısaca, İngiliz Arthur Dent’in evinin yerle bir edilmesinden biraz önce uzaylılarla beraber dünyadan kaçmasıyla başlıyor. Galaksiler arası yol boyunca kahramanımız birçok fantastik ve komik olay yaşıyor.

Douglas Adams’ın bu kitabı yazmadan önce gerçekten de otostopla dünyayı gezdiği biliniyor.

ilhamtravelinglady Comments